
Nihat, uzun zamandır olduğu gibi yine geceleri uykuya tam dalamıyordu. Eşi, yanında huzurla uyurken o suçluluk, özlem, kafa karışıklığı ile cebelleşiyordu. Eşi derin uykudayken o en derin yalnızlığı yaşıyordu. Bir yabancının gülüşü, yıllardır yuvasında duyduğu huzurdan daha yüksek sesle yankılanıyordu zihninde. ‘’İnsan, hem huzurlu hem de eksik hissedebilir miydi?’’ diye düşündü. Çıkamadı işin içinden bir psikoloğa gitmeye karar verdi. Böyle olmayacaktı çünkü… Nihayet o gün geldi.
Psikolog Suzan Hanım;
‘’Neden buradasınız?’’ uzunca süre sessizliğin ardından,
Nihat,’’ Çünkü uzunca süredir kimseye anlatamadığım ikilem içindeyim. Uykusuz gecelerim, vicdanımın yükü bitmiyor. Nasıl başa çıkacağımı kestiremiyorum.
Suzan Hanım, ‘’ peki o halde başlayın dinliyorum’’ dedi. Nihat ‘’nereden başlayacağımı bilmiyorum’’… O zaman bana eşinizi anlatın.
Nihat, iyi bir eş, iyi bir anne… Huzurlu bir yuvamız var bizim. Domatesli bulgur pilavının kokusunu ta binanın kapısından içeriye girince alırım. Mis gibi kokardı yine o lezzetli yemeği en güzel şekilde yapmış derdim Meral için. Kapının ziline basınca anında açardı hiç bekletmezdi beni. Bilirdim ki her gün aynı saatte eve gelmemi bekleyenim var benim. Sabırsızlıkla akşam olsa da eve gelse diye beklerdi karım beni. Öyle eksiği falan da yoktu. Dört dörtlüktü benim karım. Biz her akşam yemekleri sonrası çay keyiflerimizi bahçedeki çardakta semaverde yapardık, Çocuklarımız keyifle oynarken biz de huzurla, muhabbetle dinlenirdik… Yıllarımızı böyle böyle geçti. Nasıl oldu anlam veremiyorum ki?
– Peki sizi asıl buraya getiren sebep neydi?
‘’ Nihal çıktı karşıma bir gün, usulca gözleri gözlerime değdiğinde yüreğim heyecanla doldu… O an ben hissettim başıma gelecekleri delirme Nihat dedim kendi kendime seni seven eşin var mutlu çocukların, yuvanda huzurun var bu ne heyecan diye!
– O zaman en baştan başlayalım sizinle. Sizce aşk nedir, sevgi nedir? İkisini birbirinden nasıl ayırırsınız? Sizce aşk nedir? Sevgi nedir?
Aşk der ki; kalplerde kelebekler uçuştuyorum.
Sevgi der ki; bende de huzur buluyorlar.
Aşk der ki; ilk günkü gibi heyecanlı hissettiririm ben.
Sevgi der ki; yıllar boyunca güvenli bir limanı ben.
Aşk der ki; kavuşmasalar bile iyi ki tattım derler bu duyguyu benim için.
Sevgi der ki; ömür boyu süren sadakatın adıyım ben.
Aşk der ki; mantık, ilerisi gerisi yoktur beni yaşayanın gözünde, gönlünde.
Sevgi der ki; en rahatlatıcı yerdir benim limanımda demir atarlarsa.
Aşk der ki; körkütük sarhoş ederim ben beni zirvede yaşayanı.
Sevgi der ki; koşulsuzca bağ kurup her daim yanında hissettiririm ben.
Aşk der ki; her koşulda hep bir arada olmayı dilemek, istemek buluştuğunda; bulutlarda hissettirmektir benim adım.
Sevgi der ki; alan tanımaktır sonsuz güven ile birlikte benim adım.
Aşk der ki; kavuştuğunda zamanın durduğu andır benim adım.
Sevgi der ki; en yüksek dozda alınsa bile şifa olurum ben.
Aşk der ki; telaşlanmaktır benim adım.
Sevgi der ki; dinginliktir benim adım.
Aşk der ki; tutsaklıktır benim adım.
Sevgi der ki; ömürlüktür benim adım.
Aşk der ki; şiirler yazdırırım ben.
Sevgi der ki; ruhun gıdasıyım.
-‘’Peki eşinizi seviyor musunuz?’’
– Evet
-Ya diğer kadın
-Ona da aşığım.
-İlginç… Peki bugün diğer kadın yaşamınızdan gitse nasıl hissedersiniz?
Hiç düşünmedim… Çok zorlu…
-Eşiniz gitse nasıl hissedersiniz?
– Yıkılırım. Huzurum, düzenimiz, çocuklarımız hepsi perişan olur.
O halde bir seçim yapmanız daha doğru olamaz mı?
