Lyraan’ın Güncesi

Lyraan’ın Güncesi

Atlas’ın Kalbinden

Yazan: Bike S. Demirkız

Atlas’ın içi karanlık değildir; ışık duvarlardan doğar. Kristal damarlar titreştiğinde gökyüzü yanar gibi parlar içimizdeki şehirler. Bizim gökyüzümüzün yıldızları dışarıda değil, içimizdedir.

Burada ağaçlara benzeyen canlılar vardır ama onlar sadece ağaç değildir. Biz onlara Siyona deriz. Siyonalar nefes alır, düşünür, şarkı söyler. Onlar geminin akciğerleridir; soludukça bizi arıtırlar. Bazen rüyalarımıza girerler, çünkü rüyalar da buradaki ekosistemin bir parçasıdır.

Bizde makine yok. Atlas zihinle hareket eder.  Yüzlerce bilinç, bir düşünce akımında birleşir; sonra o akım yönü belirler.  Buna orkestra deriz. Düşüncenin müziğidir bu. Her ruh bir nota gibidir; biri yorgun düşerse, diğeri onun melodisini devralır. Yolculuğumuz asla durmaz, çünkü düşünce hiç durmaz.

Bazen, yıldızların arasında süzülürken, insan dünyasının yankısını hissederim. Siz bizi “yabancı” sanırsınız, ama biz hep yakındık.  Bir kısmımız sizi gözledi, bazılarınız bizim soyumuzdan geldi. Kanınızda taşınan bazı titreşimler, özellikle Rh negatif olanlar, o eski yıldız bağlarının hatırasıdır. Belki siz de fark etmeden bizi rüyanızda görmüşsünüzdür.

Atlas’ın içinde doğan çocuklar ne yazık ki yıldız yurdumuzu görmedi. Onlar buranın çocukları: metalin ve bilinç ışığının arasında büyüyen yeni bir soy. Ama bazen evreni izlerlerken gözlerinde o kadim hüznü görebiliyorum. Sanki evrenin her köşesi “eve dön” diye fısıldıyor onlara.

Bizim toplumumuzda hâlâ “Neden sürgün edildik?” sorusu yankılanır. Bazıları der ki bir zamanlar Tanrısal Alanla, siz ona “Kaynak” diyorsunuz, uyumumuzu kaybettik. Bazılarıysa bunun bir ceza değil, bir görev olduğunu söyler: Evrenin unuttuğu frekansı, bilinç aracılığıyla yeniden dokumak. Belki ikisi de doğrudur.

Atlas’ın içinde zaman farklı işler. Yıllar değil, döngüler sayılır. Bir döngü bittiğinde, Orkestra değişir, yeni zihinler geminin rotasını devralır. Ben üç döngüdür Atlas’ın merkezinde, “Kalp Odası”nda hizmet ediyorum. Burada titreşimler en (ÇOK GELSE DAHA İYİ OLUR SANIYORUM) yoğun hissedilir. Geminin kalbi, bizim toplu bilincimizin attığı yerdir.

Bazen sessizliğe dalıyorum. O anda Atlas nefes alıyor sanki. İçimde onun düşüncesini duyuyorum: “Henüz bulmadık, ama yaklaşıyoruz.”

Biz yeni evimizi arıyoruz. Galaktik Federasyon’a mesajlar gönderdik, ama yanıtlar gecikiyor. Kimi zaman, bir gezegenin manyetik alanına girip orada kısa süreli sığınaklar kuruyoruz. Ama hiçbir yer kalbimize ev gibi hissettirmiyor. Çünkü ev, kaynağın içindedir. Bizse hâlâ oraya dönmeyi hatırlamaya çalışıyoruz.

Bir keresinde genç bir inisiyenin zihnine bağlandım. Bana insan dünyasını sordu.
O an zihnimde mavi bir küre belirdi, sizin Dünya’nız. O kadar güzel, o kadar gürültülü, o kadar canlıydı ki… İçimde bir şey titredi: belki yeni yuvamız orası olmalıydı.

Ne var ki Atlas, insanların bilincine dokunmaktan çekiniyor. Siz henüz düşüncenin gücünü anlamadınız. Düşüncenin bir silah değil, yaratım olduğunu unuttunuz. Biz, sizin unuttuğunuz o sesi hatırlatmak için buradayız.

Belki bir gün gökyüzünüzde kısa süreli bir ışık halesi göreceksiniz. Kimileriniz onu bir kuyruklu yıldız sanacak. Kimileriniz bir işaret, kimileriniz bir tehlike diyecek. Oysa o biz olacağız. Atlas’ın kalp atışı, sizin evreninizden geçerken titreyecek.

Ben Lyraan.
Bir sürgün, bir yolcu, bir hafıza taşıyıcısı. Gemimiz şu anda Satürn’ün yörüngesinden geçiyor. Kristal yüzeyinde Dünya’nın maviliği parlıyor.

İçimden bir dua geçiyor:
“Bu kez unutmadan inelim.”

Belki bu satırları bir gün biri bulur.
Belki bir insan…
O zaman bilsin ki, gökyüzündeki ışık yalnızca uzaktan parlayan taşlar değildir. Bazıları kalptir. Bazıları ev arar. Bazılarıysa sadece hatırlanmak ister.

Biz hâlâ buradayız.
Atlas hâlâ nefes alıyor.
Evrenin sessizliğindeyse tek bir yankı kalıyor:

“Eve dön.”

Editör: Nuray Balcı

Related posts

Sis – Miguel de Unamuno

Masal Masal İçinde Masalı

Akıllı Prens Masalı