Türk edebiyatının en derin nefeslerinden biri olan Sezai Karakoç (1933–2021), hem şiiriyle hem de düşünce dünyasıyla çağını aşan bir isim olarak edebiyat tarihine adını kazımıştır.
Medine Mehtap Uzun Bir kalem değdi mi kâğıda, Susar bazen ağız, konuşur yürek. Bir çizik, bir kelime… Geçmişin yankısı gibi düşer yüreğe.Kimi aşkı yazar, kimi
Ahmet Yahya Semerci Bülbül olup daldan dala konasım,Bulut olup semalarda süzülesim,Can olup cananı bulasım,Uzak demeyip dağları aşasım geliyor. Mushaf’ı açıp neşre dalasım,İlmi derç edip amel
Orhan Özer (Nefesi) Kalktıysan gece sahura,Sahurdan önce huzura.Göz kapattıysan kusura,Bayramın o bayram ola. Hakkıyla oruç tuttuysanYoksulla iftar ettiysenRüku, secdeye gittiysenBayramın o bayram ola. Okşadıysan yetim
Ahmet Yahya Semerci Nüzul eder melaike Leyle-i Kadir’de.Affeder Rahman zû cürümü nasta.Tefrik olur o gece her hikmetli umurda.Münacat eder kullar Hakk’a niyazda. Gönüller aşk ile
Hamiyet Su Kopartan (Nevşehrî) On bir ayın sultânı ramazan, gel.Rûhumuzla tenimiz coşkudan sel.Avuç içimdeki sesi duy, ver el.Ramazanı tatmaya niyet ettim. Mârifet; yememek, içmemek değil,Ağzına
Orhan Özer(Nefesi) Koca bir orduyla dayanmış düşman,Denizden, karadan vermiyor aman.Şahitlik ederken mekân ve zaman,Çanakkale asla geçilmez, dedi. On metreye kadar düştü siperler,Lağım savaşına döndü kimi