Ümmügülsüm Hasyıldırım Akşamın alaca karanlığında semayı kaplayan bulutları, gözleriyle camdan şöyle bir süzdü. Göz pınarları dolmuş da ha aktı ha akacak gibiydi gökyüzü. Yüreğinde anlamsız
Ümmügülsüm Hasyıldırım Toplum; eş, evlat, ata üçgeninde, aile yapılarının bir araya gelişiyle anlam kazanır da o anlamın içi boş mu, dolu mu tartışılır. Dilde başa
Ümmügülsüm Hasyıldırım Yılan eğrisi yolların menzili; dilinde zehir olan başı mıydı, yoksa güneşe açılan kapı mı zaman gösterecekti. Sonsuzluğu temsil eden gökyüzü bize acaba hangi
Ümmügülsüm Hasyıldırım Dolgulu, başak rengi, pırıl pırıl parlayan saçlarının ve kaşlarının üzerine dökülen kaküllerinin altında; güneş gibi ışıldayan gözlerle etrafına bakınan Nurdan, birini bekliyor olmalıydı.