Ümmügülsüm Hasyıldırım Ömür; sonu ve yönü belirsiz bir yol. Karşına ne çıkar, nasıl çıkar Allah-u âlem. Bu yolculuğa dair tedbirler almak, hazırlık yapmak, plan yapmak
Ümmügülsüm Hasyıldırım Gelen vurur giden vurur, vursunlar boş ver.Gördüğünü görme, duyduğunu duyma derler.Aciz gördüklerini top gibi sektirirler.Kaya gibi dimdik dur, yoksa tekmelerler. Her yediğim darbe
Ümmügülsüm Hasyıldırım Hayat gailesi, zıtlıklarla beraber sürüp gidiyor. Bir eksi bir artı. İniş çıkışlar yol gösteriyor kalan ömrüne. Bu iniş çıkışlarda bıraktığımız izler rehberdir geleceğe.
Ümmügülsüm Hasyıldırım Yalan zinciri takılmış boynunaHer geçen gün battıkça batıyorsun.Her yalanın engel olmuş yolunaGöz göre göre kendini yakıyorsun. Prangalı ayakların esirdir korkunaKör kurşunlara hedef oluyorsun.Bir
Ümmügülsüm Hasyıldırım Akşamın alaca karanlığında semayı kaplayan bulutları, gözleriyle camdan şöyle bir süzdü. Göz pınarları dolmuş da ha aktı ha akacak gibiydi gökyüzü. Yüreğinde anlamsız
Ümmügülsüm Hasyıldırım Toplum; eş, evlat, ata üçgeninde, aile yapılarının bir araya gelişiyle anlam kazanır da o anlamın içi boş mu, dolu mu tartışılır. Dilde başa
Ümmügülsüm Hasyıldırım Yılan eğrisi yolların menzili; dilinde zehir olan başı mıydı, yoksa güneşe açılan kapı mı zaman gösterecekti. Sonsuzluğu temsil eden gökyüzü bize acaba hangi
Ümmügülsüm Hasyıldırım Dolgulu, başak rengi, pırıl pırıl parlayan saçlarının ve kaşlarının üzerine dökülen kaküllerinin altında; güneş gibi ışıldayan gözlerle etrafına bakınan Nurdan, birini bekliyor olmalıydı.