Hüzün, insanın içine sessizce çöken, adını koyması zor bir ağırlık gibi hissedilir. Bugün bu kelimeyi kullandığımızda akla çoğu zaman bir kayıp, bir eksiklik ya da
“Yalnızlık-” kelimesinin etimolojisi, bugünkü kullanımda çoğu insana bir duygunun ağırlığını, içe kapanmayı ya da sessizliği hatırlatır. Oysa geçmişte bu sözcüğün işaret ettiği anlam, yalnızca bir
Zihnimizde canlanan o devasa küre ile ayaklarımızın altındaki basit toprak parçasının arasındaki mesafeyi ölçen derin bir kazı çalışmasıdır. Bugün bu kavramı kullandığımızda, üzerinde milyarlarca canlının
Zaman, gündelik hayatta fark etmeden içine düştüğümüz, ölçtüğümüz ve çoğu kez yetişmeye çalıştığımız bir akıştır. Söylerken sanki dışımızda duran bir şeyden bahsediyormuşuz gibi davranırız; oysa
İnsan, bugün söylediğimizde hem kendimizi hem de karşımızdakini içine alan geniş bir çember açar. Bu kelime, yalnızca biyolojik bir varlığı değil; düşünen, hisseden, hata yapan
Hayat, bugün ağzımızdan döküldüğünde çoğu zaman “yaşamak” fiilinin doğal bir uzantısı gibi duyulur; var olmak, sürmek, devam etmek anlamlarını çağırır. Günlük dilde sıradanlaşmış bu kelime,
bugün söylediğimizde çoğu zaman sıcak bir yakınlığı, güçlü bir bağlanmayı ya da kalbi hızlandıran bir duyguyu çağırır. Gündelik dilde romantik bir halin adı gibi durur;
Kıbrıs’ta yaşayan Pygmalion, sanatına tutkuyla bağlı bir heykeltıraştı. İnsanlardan uzak durur, kalbini kimseye açmazdı. Bir gün kendi elleriyle yaptığı kadın heykeline öyle bir güzellik verdi
Sisyphos, zekâsıyla tanınan bir kraldı. Tanrıları kandırmayı, ölümü bile aldatmayı başarmıştı. Ancak bu kurnazlık sonsuza dek süremezdi. Tanrılar onu cezalandırmaya karar verdi. Ölümden kaçan
Narcissus, güzelliğiyle herkesin dikkatini çeken bir delikanlıydı. Onu görenler hayranlıkla bakar, âşık olurdu. Fakat Narcissus kimseye karşılık vermez, kalbini kapalı tutardı. Bir gün ormanda
Pandora’nın kutusu, merakın ve sabırsızlığın hikâyesidir. İnsanlara verilen bu kutu, aslında kaderin gizemli bir oyunu gibidir. Kutunun Gizemi Tanrılar, Pandora’ya bir kutu verir ve açmamasını
Bir zamanlar dokuma sanatında ün salmış genç bir kadın vardı: Arachne. O kadar güzel işler çıkarıyordu ki insanlar onun yeteneğini tanrıça Athena’ya benzetiyordu. Ancak Arachne,