Duygu Tanıdı
AMAÇSIZLIK EN BÜYÜK DÜŞMANINIZDIR
YADA HER ŞEY SORU İLE BAŞLAR
Allah’ı perde arkasına çekmeye çalıştıkları bir devirden sesleniyorum. Seküler toplum anlayışı dahilinde manevi dünyamızın nurlu yolunu bulmak ve bu yolda ilerlemek, eski zamanlara göre artık daha zor. Ama fıtratımız gereği bağlıyız Rabbimiz’e ya! Kendimizi zorluyoruz. Daha çetin, daha çok, daha daha çileli… Bize öyle yüzeysel şeyler sunuluyor ki insanlığımız ağlıyor, kulluğumuz can çekişiyor. Ruh taşıyoruz ya! İçimizde bir yerler kanıyor. Daralıyoruz. Her şey bu dünyaya sıkıştırıldı. Gerçek, düşünce, insan, hayat vs.. aklımıza ne gelirse ki özellikle aklımız. Umutsuzlukla realiteye içi boş ve yanlış bağlılık vuku buldu. Şiddet, vahşet, kıyım çığ gibi büyürken merhamet eden, hikmet ve erdem üzerine düşünenler azaldı da azaldı.
21. yüzyılın böyle soğuk esintileri de olsa hiç ümitsizlik olur mu? Olmaz. Olmamalı. Benim bulduğum çıkış yolu –birçok kişisel ama herkesin kendi yaşayacağı özel manevi idmanlar dışında- anlam üzerine düşünmek olacak.
Bir zihin egzersizi yapalım. Neden varız? Neden yaşıyoruz? Neden yaratıldık? NEDEN? Her şeyi düşünelim. Bu büyük gerçekliği… Bu muazzam düzeni. Evrendeki damla halimizi… Mesela aşk şehevi duygular peşinde koşan kuklaların yarattığı hayvansı tabiatıyla mı var? Ya da kırmızı gömlek, yeşil pabuç, beyaz pantolon giysek mi giymesek mi diye dakikalarca düşünedurduğumuz ve aynanın karşısında bir öyle bir böyle kendimize bakakaldığımız zamanlarda mı kendimizi gerçekleştirdik? Nedir gerçek? Sürekli koşuşturma içinde oradan oraya savrulduğumuz bir heyula mı yükümüz? Nimeti bilememek, kadrini çözememek ama hep sızlanmak, hep isyan etmek ve tatminsizlik ile çevrili bir travma mı hak ettiğimiz?
Söyleyin bana, neden varız? Önü yok, sonu yok ama neden var? Neden var o yaratılmış gökler, toprak ve Adem nesli? İnsanlığı kurmuş ve büyük bir yapbozun parçası olmuş ya! Bilmediği, göremediği, görse de sezemediği, sezse de idrak edemediği gerçekliğe sırtını dönmüş insan, nasıl var olmalı? Yavaşlıkla gelen bir içe dönüş mü yoksa?
Elan sesleniyorum size yolda olanlar; bana varlığın sihirli gizemini açıklayabilir misiniz? Kudreti elinde tutan Yaradan’ın hakkı için zerredeki muhteşemliği, çiçekteki güzelliği, ağaçtaki ihtişamı ve insandaki gafleti nasıl okumalı? Var mı akıl eden? Hiç akıl etmez miyiz? Var mı düşünen ve ibret alan? Derin ve saygılı korkulara nasıl ulaşır ve hayrete dalarız var mı bilen? Gerçek burada daha yakın olur kula ve kul bir geçicilik içinden bakiye dönerse eğer nasıl göstermeli insana ve benliğine kul olduğunu? Var olma sebebi kulluktan geçer insanın ya! Kendini oyalamaktayken neden var etmez yığınlar kendini muhteşem kulluk misyonunda? Tarihi bir zafer, Rahmani bir temizlik değil midir varlık sebebi?
Kelam hitam bulmalı! Dünya temaşa yeridir. Dünya ahiretin tarlasıdır. Dünya, sen kaçtıkça seni kovalar. Dünya bir rüya, rüya bir sanı, sanı bir merhaledir. Dünyadan geçer gidersin. Bu misafirliğin niteliğini belirleyecek olan da kul olabilmek lütfudur ki gereğini yapa kul! Sen ey okur! Sen neden varsın?