İnsan; havasız, susuz, yiyeceksiz yaşayamaz ama en çokta özgür olmadan yaşayamazmış.Üzerime atılan dolandırıcılık iftirasından dolayı içeri gireli neredeyse on dört ay olmuştu. Avukatım güya beni
Günümüzün hızla akıp giden dünyasında, çoğu zaman bedenimizi ve ruhumuzu geride bırakarak koşturuyoruz. Oysa bazen yavaşlamak, nefes almak ve kendimize dönmek için tek ihtiyacımız olan
Lise yıllarımdayken çok konuşmak isteyen biri olmama rağmen, çekingen bir tarafımda vardı. Konuşurken hata yapmaktan çok korkardım. Edebiyat öğretmenimiz bu durumun farkına varmış olmalı ki
Gece ev sessizdir. Pencereden ay ışığı içeri süzülür. Masanın üzerinde iki fincan sıcak çay. Dışarıda hafif rüzgârın sesi vardır. Bugün gökyüzüne bakarken bir şey fark
Birçok mecmuada çeşitli konu ve çeşitli türlerde eserleri yayınlanmış olan Seyit Berker Aydoğan, bir inşaat yüksek mühendisi olarak taşın, çeliğin ve betonun dilinden anlayan; ancak
Kudüs… Binlerce yıldır hem cennet vaadiyle hem savaş ateşiyle anılan şehir. Üç büyük dinin –Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ın– buluştuğu tek nokta. Burada, taşların bile tarih
“Şu an inanılmaz derecede dirençliyken sana sadece koyduğun kadarını verebilir.” Hayat, insana çoğu zaman taşıyamayacağı yükü yüklemez. Ama insan, kendi direncini çoğu zaman hafife alır.
Düşün ki sokakta dolaşan bir kedi ya da köpeğin yerinde sen varsın. Evet, senin hayvan hâlin… Masumca sokakta gezerken yorgunluktan bitkin düşmüşsün. Bir araba yaklaşıyor,
Günümüz dünyasında zaman, peşinden koşmamızı bekleyen görünmez bir koşu bandı gibi akıyor. Yetişmemiz gereken işler, cevaplanması gereken mesajlar, planlanmış randevular ve bir türlü bitmeyen sorumluluklar