Bunca acı, bunca hiçlik, bunca yokluktan sonra ne desem ne yazsam içimdeki boşluğun yeri dolmaz. Kelimeler susmanın kıyısında kırılgan birer gölge gibi bekliyor. Dil kalbin
Kar yağarken pencereden izlemeyi çok severim. Böyle zaman zaman uzaklara dalıp geçmişimi gözden geçiririm. En güzel anılarımı seçip tekrar aynı mutluluğu yakalamaya çalışırım. Biraz zorlanarak
Eksik olan her doğru, aslında bir noktada insanı yanlışa götürmez mi? Puzzle’ın diğer parçalarını bulmayı zorlaştırmaz mı? Bu durum sürekli hale geldiğinde kırılan güven de
Başında kocaman kırmızı bir sarıkla usul usul içeri girdi. İrite edici bakışlar arasında kimseye aldırmadan kendisine gösterilen yere bağdaşını kurarak oturdu. Yanından hiç ayırmadığı neyini
Kutunun en üste gelen kısmında ise bir zamanlayıcı belirdi. Ben de oraya dokundum. Heyecanım doruktaydı. Çünkü daha önce bana da zamanla uyumlanma görevi verilmişti. Ben
İçimi kemiren bir merakla odama geçtim. Bir türlü uyku tutmuyordu. Pencereden dışarı baktığımda içim ürperdi birden. Bazı gölgeler görmüştüm sanki. Pelerinleri vardı ve çok hızlıydılar,
Kalbimde büyük korku ve telaşla bir an önce sabah yoklamasına yetişmek için uçuyordum. Çok geç kalmıştım çok. Ne söyleyebilirdim ki; anacığıma gittim, desem benden
Yazar Kübra Çakar Kâinatta her şey insan için yaratılmıştır, insan dahi diğer insanlar için yaratılmıştır. Bugün burada bulunma nedenlerimizden birisi de birbirimize katkı olma çabasıdır.
Lise yıllarımdayken çok konuşmak isteyen biri olmama rağmen, çekingen bir tarafımda vardı. Konuşurken hata yapmaktan çok korkardım. Edebiyat öğretmenimiz bu durumun farkına varmış olmalı ki
Hayatımda aldığım en büyük risk bu oldu. Önünü arkasını hiç düşünmeden atladım, Semra Teyze’nin ardından. Neredeydim, nasıl bir yere düşmüştüm böyle hiçbir fikrim yok. Ne