Geleceğin Tohumu

RamazanTURHAN

“Gelecek ona bugün hazırlananlara aittir.”

İnsanın en büyük yanılgılarından biri, geleceğin kendiliğinden geleceğini sanmasıdır. Sanki yıllar akıp gidecek, hayat bir şekilde yoluna girecek ve her şey olması gerektiği gibi olacak… Oysa gelecek, boş bir defter değildir. Gelecek, bugünün satırlarından yazılır.

Bir çiftçiyi düşün. Toprağına tohum atmadan, yağmurun ve güneşin kendi başına tarlasını bereketlendirmesini bekleyebilir mi? Toprak, ne ekilirse onu verir. Ekmemek de bir seçimdir ve sonucu bellidir: Boşluk. İşte hayat da aynıdır. Geleceğin tarlası, bugünün tohumlarıyla yeşerir.

Gelecek tesadüf değildir, hazırlığın sonucudur. Bugün öğrendiğin bilgi, yarının becerisidir. Bugün kurduğun alışkanlık, yarının karakteridir. Bugün attığın adım, yarının yoludur. Hiçbir şey durduk yere ortaya çıkmaz. Başarı da huzur da mutluluk da tesadüfi değildir, hazırlığın ürünüdür.

İnsan bazen şunu söyler: “Zamanla düzelir.” Oysa zaman kendi başına hiçbir şeyi düzeltmez. Zaman yalnızca, senin bugünkü çabanı büyütür. Çaba yoksa, zaman da yoktur. Tıpkı boş bir toprağa geçen yılların yalnızca yabani ot getirmesi gibi.

Çoğu insan geleceği bekler. “Bir gün mutlu olacağım, bir gün huzura ereceğim, bir gün başarılı olacağım” der. Ama o “bir gün”, hiçbir zaman kendiliğinden gelmez. Çünkü gelecek, yalnızca bekleyenlere değil, inşa edenlere aittir. Beklemek, zaman kaybıdır. İnşa etmek, hazırlık yapmaktır.

Bugün çalışmazsan yarın öğrenemezsin. Bugün cesaret etmezsen yarın özgürleşemezsin. Bugün adım atmazsan yarın yol alamazsın.

İnsanı yanıltan şeylerden biri de hazırlığın illa büyük adımlar gerektirdiğini sanmaktır. Oysa geleceği belirleyen şey, küçük hazırlıkların tekrarıdır. Her gün biraz okumak, her gün biraz yazmak, her gün biraz şükretmek… Bunlar küçük görünür ama yıllar içinde hayatını bambaşka bir yöne çevirir.

Bir damla su, kayayı tek seferde delmez. Ama her gün aynı yere düşen damla, en sert taşı bile yontar. Geleceğin şekillenmesi de böyledir: Küçük ama düzenli hazırlıklarla.

Hazırlıksız bir hayat, rastgele esen rüzgâra bırakılmış bir gemi gibidir. Rotası yoktur, yönü yoktur. Nerede savrulacağı belli değildir. Hazırlık ise insana rota verir. Geleceğin denizine hazırlıkla açılan insan, fırtınalara karşı dayanır. Çünkü gemisinin yelkenleri hazırdır.

Hazırlık yalnızca maddi değil, manevi de olmalıdır. İnsan ruhunu da geleceğe hazırlar. Sabırla, inançla, dua ile, şükürle… Çünkü hayat yalnızca başarı ve kazançtan ibaret değildir; kayıplar ve imtihanlar da vardır. Hazırlıksız bir ruh, en küçük fırtınada dağılır. Hazırlıklı bir ruh ise en büyük kaybın ortasında bile ayakta kalır.

Gelecek, tesadüfen güçlü olanlara değil; hazırlananlara aittir. Şans bir kez kapıyı çalabilir, ama hazırlıksızsan onu karşılayamazsın. Oysa hazırlıklıysan şans geldiğinde onu fırsata dönüştürürsün.

Dünya tarihine bak: Büyük insanlar, tesadüfen büyük olmadı. Onlar hazırlık yaptı: Okudular, çalıştılar, sabrettiler. Zaman geldiğinde ise hazırdılar. Gelecek onlara ait oldu, çünkü onlar bugünden hazırlandılar.

Gelecek sana ait değil. Gelecek, ona bugün hazırlananlara ait. Sen ne kadar hazırlanıyorsan geleceğin de o kadar senin olacak. Hazırlık yapmıyorsan gelecek başkalarının olacak.

Bu yüzden sorman gereken soru şu: Bugün neye hazırlanıyorsun? Çünkü cevabın, yarınını belirleyecek.

Related posts

Türkiye’nin Yamaç Paraşütü Rotaları

Tarsus’un Tarihi ve Kültürel Önemi

Ateşi Kim Söndürüyor 1. Bölüm