Geriye Dönüş

Nimet KOYUNCU

Gün ışığı göz kapaklarının arasından içeri sızarak onu uyandırmıştı. Gözlerini ovuşturarak, istemeyerek yataktan kalktı. Dip boyası gelmiş beyaz saçları havaya dikilmiş, bir tarafı yukarda bir tarafı aşağıda, zombi gibi olmuştur mutlaka diye düşünerek tuvaletin yolunu tutarken, bir yandan pijamasından dışarı taşan göbeğini kaşıyordu. Banyodaki tuvalette işini halletti. Ellerini yarı açık gözlerle yıkarken aynada silüetini fark etti. Daha dikkatle baktı, bir daha geri çekilip, iyice gözlerini açıp baktı. “Ayyy! Ne oluyor?” diye bağırdı.

Aynadaki görüntüsü on beş yaşında gibiydi. En az kırk beş sene geriye gitmiş gibiydi. Evet, aynadaki kendisiydi, ondan emindi fakat nasıl bu kadar genç olabilirdi. Artık altmışlarındaydı. Tekrar aynaya doğru yaklaştı, kırışıksız yüzünü ellerinin arasına aldı, inanamıyordu. Saçları aynı genç kızken olduğu gibi doğal kumral rengindeydi. Saçının gerçek rengini görmeyeli yıllar olmuştu. Bu nasıl olabilirdi. Bir türlü bir anlam veremiyordu. Yatak odasına geri döndü, sarhoş gibi hissediyordu. Yatağına oturdu, başını ellerinin arasına aldı. Ne olmuş olabileceğini düşünürken sallanıyor, hatırlamaya çalışıyordu. “Ne olmuş olabilir, ne olmuş olabilir” diye tekrar edip duruyordu. Bir an dün lazer operasyona gittiğini hatırladı, bir ara “lazer makinası arızalandı” demişlerdi. Beş dakika kadar cihaz açık bekletmişlerdi, alakası olabilir miydi acaba? Hemen telefona sarıldı güzellik merkezini aradı.

-Lazer cihazı tamir edildikten sonra tekrar bozuldu mu?

-Hayır, hanımefendi tekrar arıza yapmadı, elektrik fazında bir yükselme yaşanmış sanırım.

-Benden sonra lazer yaptıran oldu mu?

_Hayır, efendim en son siz yaptırdınız.

_Makine hala çalışıyor mu?

_Çalıştı fakat her ihtimale karşı patron tamire gönderdi. Siz endişe etmeyin yeni bir makine gelecek, diğer seansta onu kullanırız.

_Tamam, teşekkür ederim, görüşürüz.”

Tekrar koşarak aynanın karşısına gitti. Evet, hâlâ aynı görünüyordu. Şimdi ne yapacaktı? Oğlu, yakınları, arkadaşları görünce ne diyeceklerdi, onlara ne cevap verecekti? Bu durum devam eder miydi? Hiçbir şey bilmiyordu. Bu durumu kendisi anlayamamışken kime ne anlatabilirdi. İyi düşünmeliydi, bu durumu lehine çevirebilirdi. Herkes gençleşmek istemiyor muydu? Fırsat ayağına gelmişti. Mademki şu an durum böyleydi, en makul şekilde davranmalıydı.

Herkese estetik ameliyat olduğunu söylemeye karar verdi. İki hafta kadar işinden izin aldı. Yakınlarına iki hafta İstanbul’da olamayacağını, yurt dışına çıkacağını söyledi. Bu esnada bakalım aynı durum devam edecek mi onu da görmüş olacaktı. Bu fikir için kendini kutladı. Her sabah kalktığında yine ilk iş olarak aynanın karşısına koşuyordu. Aynada kendini genç görmeye alışmaya başladı. Artık üstüne başına gençlere göre olan kıyafetlerden almalıydı. Yine de on beş yaş kıyafetleri değil, hiç olmazsa yirmi, yirmi beş yaş kıyafetleri almalıydı.

Bir sperli şapka, güneş gözlüğü ve pardösü giyerek dışarı çıktı. Evinde çok uzaktaki bir alışveriş merkezine gidip birçok mağazadan alışveriş yaptı. Bu genç ve fit bedene elbiseler almak çok hoşuna gitti, tekrar genç hissetmenin harika bir şey olduğunu hissediyordu. Hiç aklından çıkmayan bir şey vardı. Ya aniden tekrar gerçek yaşına dönerse, bu duruma çok alışmasa iyi olur diye düşünüyordu. Bu yaşadığı rüya gibiydi fakat yaşanmışlıklar nasıl yok sayılabilirdi?

Arkadaşları ile, ailesi ile aynı olabilecek miydi? Kendisi bile bu durumu zor kabullenirken onların davranışları değişmeyecek miydi?

On beş gün hızla geçmişti. İlk olarak oğlu yurt dışından geldiğini düşündüğü için onu ziyarete geldi. Kapıyı açtığında, oğlu öylece dikilip kaldı. Annem nereye gitti diye sormaz mı… “Eee söyle bakalım nasıl olmuşum?”

_Anne ne yaptın kendine? Nerede benim annem ben onu istiyorum.

_Tamam oğlum, korkma yurt dışında estetik operasyon geçirdim. Yaşlanma korkusu ile ufak tefek dokunuşlar yaptırdım.

_Anne bu nasıl ufak tefek Allah aşkına, sen gitmişsin başkası gelmiş, neredeyse benimle yaşıt gibi olmuşsun.

_Beğenmedin mi?

_Ne beğeneceğim ya, peşine düşenlerle mi uğraşacağız bir de?

_Tamam, oğlum alışırsın. Ben yine aynı benim, hâlâ senin annenim, korkma bir şey değişmedi. Sadece görünümüm biraz gençleşti, hem ne iyi işte annen uzun yaşayacak daha ne istersin?

_Off! Anne ya böyle dalga geçmesen olmaz değil mi?

_Herkes seni görünce çok şaşıracak, ne yapacaksın?

_Onlara da gençlik aşısı yaptırdım derim, ne olacak sanki? Herkes neler yaptırıyor. Botoks, estetik operasyonlar, dolgular vs. Biz onlara bir şey diyor muyuz? Birkaç dedikodu, ileri geri birkaç konuşma…

_Öyle tabi ama ben annemin bu genç hâli ile nasıl dolaşacağım kız kardeşim gibi görünüyorsun.

_Oğlum buluruz bir çaresini, seninle çıkarken biraz daha yaşlı kıyafetler giyerim. Konuşunca zaten kim olduğum anlaşılır, endişe etme artık.

_Hadi öyle olsun bakalım.

Zaman geçtikçe geri dönme korkusu daha da artmaya başladı. Her nereye gitse ara sıra çantasından aynasını çıkarıp, çaktırmadan durumunu kontrol ediyordu. Bir ay sonra güzellik merkezinden aradılar, ‘‘Mevcut randevunuza bekliyoruz.” dediler. Fakat o her ihtimale karşı gitmemeye karar verdi. Ne olduysa orada olmuştu, tekrar eski görünümüne geri dönmek istemiyordu.

Neticede ruhu değil sadece bedeninin görünümü değişmişti, duyguları, düşünceleri aynıydı. Böyle genç görünmeyi kim istemezdi ki? Bu rüya ne olur devam etsin diye dua etti.

Related posts

Satranç Ustası 1. Bölüm

Teknoloji Çağında Göz Ardı Edilen Tehlike

Taşkent’te Tarihi Başarı