Yazar Ayşegül Demir
“Dünler bugünler ise, bugünler de yarınlar olacaksa; hangi
geleceğin vadisinden doğar umuda güneş?”
Ve ben, gidecek hiçbir yeri olmayanların kentinden yazıyorum.
Çocukluğumdan kaçıp gelen kimsesizliğime aldırmadan; cefa ehli bu
diyardan vefa bekleyen gönlüme darılıyorum.
Bil ki vakit, gecenin
koynunda uyurken gözleri sokakta kalmış yetim bir hecenin
düşlerinden düşüyor; güneşli sabahlardan doğmayan bir
gökyüzü…
Ve umut, yıldızlar kadar parlak olsa da ay karanlığında birer
birer ağlayan bir mısranın hüznü.
Hayli bir yorgunum… Başımı
omuzuna almış kaldırımlar, usul usul saçlarımı okşuyor rüzgâr.
Üzgünüm… Bir ninni edasında öteleri fısıldıyor, lambadan
süzülen hülyalar.
Sol tarafıma bir ağırlık oturmuş. Sancıyan
kolumun düşüyor gücü. Tutamıyorum, yarınlı düşlerin ellerinden.
Dışarısı soğuk, inliyor ruhum yetimliğimden. Titriyor ellerim,
üşüyor tenim derinden.
Kalmıyor gözümün feri, yakalıyor ayaz
çocuksu gülüşlerimden.
Say ki üzerimde yalnızca var kefenim; ne
çare, toprak anaya dahi sitemim.
Öyle ya, bir evi olmalı insanın; kocaman pencereleri umutlu
yarınlara açılan.
Bir evi olmalı insanın; çatı katı sıcaklığından gökyüzüne
dumanlar saçılan.
Bir evi olmalı insanın; hoyrat kış gecelerinde çocuksu kahkahalarla
boğulan.
Bir evi olmalı insanın; dünyanın öksüzlüğünden kaçan.
Lakin ne çare; hayat bu azizim! Okunduğu gibi yaşanmıyor,
gönülde şiirler.
Bu yüzden sükût ehli bir lisandır bu
kimsesizlikler.
Sükûtuma aldırma; ar geliyor bu dünya ruhuma.
Kursak, denen bir yer var boğazda geçit vermiyor, düğüm düğüm
haykırsa da.
Gidecek hiçbir yeri olmayanlar duyar beni yalnızca. Ve
kadim dostum yalnızlık; o dahi hayli bir kalabalık…
Işıkları yanan evler kadar soğuk ve kimsesiz kalmış şu gecenin sokaklarında.
Nedenler, niçinler, nasıllar; her biri birer masal. Ama uyutmuyor
seni; gözlerimden okunuyor, gönlümde yatan selalar.
Ah bu hayatlar!
İnsanın içinde derin bir ‘ahu zar’ bırakıyorlar. Kimisine bir
gökkuşağı senfonisi, kimisine bir sokak abidesi…
Güneş yarınlı sabahların vadisi.
Gece; kimine Bin bir Gece Masalları ile rüyalar
alemine kapı aralarken, kimine ise sokak lambası altında üzerini
örten kar tanesi.
Sen ister anne de buna, istersen kader; hayat
kimilerine teğet geçer.
Şimdi söyle;
Hayat bu ya; beklediğin yerden doğar mı dersin güneş yarına?
Vesselam…”