“Kalıp içinde kalıp yaratmayın, Hür olun. Hür olmak müdahalesiz yaşamaktır.”
Ahsen-i Takvim üzere yaratılan İNSAN,
Zihnin karmaşık kriterleri arasında var ettiği benliği ile
Kendini herkesten ve her şeyden ayrı gören, düşünen;
Gerçek kimliğini, kendi içinde yarattığı onca gürültü ve karmaşıklık sebebiyle göremeyen
Kendini güneşten mahrum edip
Oynadığı dünya sahnesinde gölgelerden medet umarak
Hakikati kendi yarattığı zan perdeleriyle perdeleyip
Adına yaşam dediği,
Kimi yeri aydınlık, kimi yeri karanlık olarak algıladığı bu uzun koridorda yürümektedir.
Zihnin temel ilkesi olan zıtlıklar arasında sürekli gidip gelen insan, bu deneyimleriyle Oluşturduğu zihniyetler ağına tutularak, yaşamı anlama gayretine düşer.
Kendi dünyasını yine kendi yargılarından oluşan çerçeveye hapsedince,
İlahi yasayı yani Şeriatı doğru okuyamaz.
Bedenlere inen şeriatla, kendi algısal ve anlayış seviyesince ünsiyet kurar ve
O nispetle de inisiye olur.
Kişi bu kavrayış ve kabul düzeyi ile sevap-günah ikilemi arasında ördüğü şeriat kozasının
içinde, ilahi yasayı “ yasaklar” kalıbına sokarak, kendini kendi ürettiği korkulara, kalıplara
Vaat edilenler hatırına teslim eder.
Oysa Zati noktadaki şeriat kavramı;
En geniş manada, matematiksel bir düzen içine oturtulmuş,
Bilinen ya da henüz bilinmeyen seviyede tüm kâinatın işleyişine dair ilkeleri anlatır ve her fırsatta akla vurgu yapar.
Sınırlayıp mahkûm etmez, aksine sınırsızlığı işaret eder.
Özgürlüğe ve keşfe çağırır.
İnsana varlığının sorumluluğunu alması gerektiğini hatırlatır.
Bilime, felsefeye ve sanata ilham olur.
Şeriat; erdemleri yaşamayı, varlık bilincini hayata hâkim kılmayı, tabiatı okumayı amaç edinmiş kişinin, kendini gerçekleştirme yolunda uğradığı ilk duraktır.
Dedi ki Süleyman:
Süleyman’ın şeriatı kâinatı dolaşır.
Cemre olur düşer suyun, havanın, toprağın bağrına ve yeniden doğar.
Beden şehrinde acıyı egemen kılmak
Ve asli cazibelerden vazgeçmemek,
Bu doğuşu perdeler.
Bakışın açısı genişledikçe,
Görüş kabiliyet kazanır.
Ve bilirsin ki artık,
Hayat ağacı her baharda aynı çiçeği açmaz.
Gör artık değişimi.
Hisset,
Dönüşümü…
Direnme ve itaat et.
Allah kökteki sözü de bilir gökteki sözü de.
Her mertebenin hikmeti ve hakikati ve de hali nasıl faklı ise,
Her makamın da şeriatı farklıdır.
Her mertebe, içinde yaşattığı hikmeti ile bir duruş sergiler.
Her makamın bir secdesi, her mertebenin de bir besmelesi vardır.
Besmeledeki buluşmalar, ait olduğu mertebeden,
Onu karşılayan makama geçerken anahtar vazifesi görür.