İnsanlık Adabı…

insanlık

Amine Çalışkan

Edep, insanlık tarihinde daima bir medeniyetin temeli, toplumsal huzurun kalesi olarak kabul edilmiştir. Ancak, günümüz dünyasında bu temel taşın çatladığını, değerlerin sarsıldığını görmek zor değildir. Yalanın dile dost, edebin ise yaralı olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bu çağ, insanın hakikatten ne denli uzaklaştığını her geçen gün daha fazla hissettiriyor. Bir zamanlar ağır sözler, derin anlamlar taşıyan nasihatler vardı. Verilen sözler bir hayat boyu sadakatle taşınır, güvenin köprüleri sağlam temeller üzerine kurulurdu. Şimdi ise, “tarumar edilen sözler” arasında doğruluk ve dürüstlük kaybolmuş gibi. İnsanlar arasındaki güven, kolayca yıkılabilecek bir kumdan kale misali; bir rüzgâr, bir yalan, her şeyi alıp götürüyor.

Toplumun bu karmaşasında, gönüller her zamankinden daha sefil, ruhlar daha dağınık. İnsanlar, içlerinde boşlukları dolduracak gerçek bir anlam arayışında. Ancak, bu arayış yanlış yerlerde yapılıyor. Gönüller sefil, arayışlar derin ama sonuçsuz. Sevgiyi, huzuru ve anlamı yanlış kapılarda arayan insanlar, bulduklarında bile onu tanıyamaz hale geliyor. Bunun bir ahir zaman alameti olduğunu düşünenler var. İnsan fıtratının yorulduğu, özünden uzaklaştığı, sürekli bir meşguliyetle kendini avuttuğu bu dönemde, nefsin zincirleri daha da ağırlaşıyor. Doğa, sadelik ve içsel dinginlik, adeta insana sırtını dönmüş gibi. Bir zamanlar toprakla dost olan insan, şimdi ondan uzak, suretine hapsolmuş durumda.

Toplumun ahlâkî ve manevî çöküşü, sadece bireysel kayıplarla sınırlı değil. Kültür, gelenek, geçmişin hikmet dolu öğretileri de bu sessiz çöküşün bir parçası oluyor. Oysa, her medeniyetin özü, bireyin ahlâkıyla, insanın insan olma vasfıyla şekillenir. Toprak, değer verdiğimiz her şeyin kök saldığı yerken, insanlar o kökten uzaklaşıyor; toprak artık sadece ayaklarının altındaki bir yüzey, bir anlamdan yoksun. Bu karmaşa içerisinde umut yine de var. Her çöküşte bir dirilişin izleri saklıdır. İnsanlık, arayışını doğru yöne çevirdiğinde; hakikati, sadeliği ve anlamı yeniden bulduğunda, edebin yara aldığı, yalanın dost olduğu bu dünya, bir kez daha iyileşecektir.

Ancak bu iyileşme, herkesin kendi gönlünde başlamak zorundadır. Bir gölge gibi savrulan hayallerin yerini köklü değerler aldığında, insanlık yeniden kendine kavuşacaktır. Bu yolculuk, bireylerin kendilerine dürüst olmasıyla, hakikatin peşinden gitmesiyle başlayacak. Çünkü insanı insan yapan, ne sahip oldukları ne de gösterdikleridir; insanı insan yapan, gönlünde taşıdığı edep ve doğruluk mirasıdır.

Yolunuz gül renginde, gül kokusunda olsun her daim.

Related posts

Kıyaslama

Kaktüs

Bilinmezliğe Giderken

2 Comment

Uğur Tokuş 6 Ocak 2025 - 07:05

Harika bir konu kaleminize yüreğinize sağlık hocam 👏👏👏

N. Acar 6 Ocak 2025 - 14:06

Kıymetli Amine hocam hakikatin kelimelerde dirilişini en güzel vücut bulmuş haliyle dile getirdiniz teşekkür ederim iyiki varsınız

Add Comment