Yar elinden ben bir dolu içmişim Deli eder sarhoş eder benk eder Genç yaşında taze civan sevmeyen Dünyasından hayvan gelir bön gider Taşra çıkma yavrum
Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın külü yalandır Hükmetse dünyanın her tarafına Arzusu hedefi yolu yalandır Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz Gül dikende biter
Vurulduk ey Halkım unutma bizi Zulme karşı çıktık Sokaklar Yanar, Vurulduk Ey Halkım unutma bizi,, ABDULLAH vurulmuş, Yüreğim Kanar, Vurulduk ey Halkım unutma bizi, Bu
Dost dost diye nicesine sarıldım Benim sâdık yârim kara topraktır Beyhude dolandım boşa yoruldum Benim sâdık yârim kara topraktır Nice güzellere bağlandım kaldım Ne bir
Güzelliğin on par’etmez Bu bendeki aşk olmasa Eğlenecek yer bulaman Gönlümdeki köşk olmasa Tabirin sığmaz kaleme Derdin dermandır yareme İsmin yayılmaz aleme Aşıklarda meşk olmasa
Ben giderim adım kalır Dostlar beni hatırlasın. Düğün olur bayram gelir Dostlar beni hatırlasın Can kafeste durmaz uçar Dünya bir han, konan göçer Ay dolanır
Irmak sesinde gül büyür Kesilme, türkünü sürdür Kamu susarak öldürür Ölümüne kast olanı Eğer asa, eğer basa Demir kafeslere kosa Yoldan eyleyemez kimse Deniziyle dost
Türk şiirinin dev çınarı evrensel acıları milli bir duyarlılıkla harmanlayan eşsiz bir kalemdir. Onun Hiroşima üzerine yazdığı dizeler, sadece bir savaş eleştirisi değil, insanlığın ortak vicdanına
Uzun ince bir yoldayım Gidiyorum gündüz gece Bilmiyorum ne haldayım Gidiyorum gündüz gece Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm aynı zamanda İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz