Bike S.Demirkız Uzay dolmuşumun arka koltuğunda bir bebek var. Ne var ki benim değil.Aslında görünüşe bakılırsa benim Elifnaz’a benziyor ama Elifnaz asla ağlamazdı, hele ki
Bike S.Demirkız Bozkırın sabahı sessizdi.Rüzgâr bile henüz uyanmamıştı. Göğün moru, toprağın sarısıyla karışırken birden doğu ufkunda bir ışık belirdi. Göz kamaştırıcı ama sıcak bir parıltıydı
İnci Parlak Bazen varlığı içimi bir bahar sabahı gibi ısıtıyor. Kalbimde çiçekler açıyor, dünya yumuşuyor, ben hafifliyorum. Ama bu anlar hep kısa sürüyor… Çoğu zaman
Bike S.Demirkız Fotoğrafa bir kez daha baktım.Genç bir yüz, iri gözler, dolgun dudaklar ve isyankâr siyah saçlar. Hem masumiyeti hem de tehlikeyi çağrıştıran bir güzellikti.—
Ahmet Yahya Semerci Defterime kaydettim tarihi, ceddimi ise cana.Damarlarımda gezen hislerimi, tebdili kana.Belalardan beri olman için öğüdüm sana.Rıza-i Bârî için yine hazırım Kurbana. Bedene sağlık,
Saadet Bozacı Bazen varlığı, içimi bir bahar sabahı gibi ısıtıyor. Kalbimde çiçekler açıyor, dünya yumuşuyor, ben hafifliyorum. Ama bu anlar hep kısa sürüyor… Çoğu zaman
Bike S.Demirkız Anadolu‘nun unutulmuş, sarp kayalıklarla çevrili yüksek bir dağ köyünde zaman, eski bir çobanın bastonuna yaslanmış gibi ağır ve sessiz akardı. Bu köy, haritalarda
Gülçin Granit Güneş ihtişamlı cazibesiyle yedi renkli başını alıp gitmeden önce kollarını sarkıtarak yeryüzünün tüm renklerini sildi ve ortalığı zifiri karanlığa boyadı. Bu öyle bir
Bike S.Demirkız Adını yazmayı öğrenmeden önce yalan söylemeyi öğrettim Zeynep’e. İnsanların yumuşak, saf olduğunu; bir hikâyeyle kandırılmaya razı olduklarını söyledim. Paramız yoktu belki ama hikâyemiz
Ertan Armağan Kırmızı bir BMW, ana yolda diğer arabaları bir bir geçerek ilerliyordu. Hız göstergesindeki sayı yüz sekseni geçtiğinde Barış, tutunma kolunu sıkıca kavradı. Kalbi