Yazar: Süleyha Bağca Polat Hayat normal akışında iyidir. Herkes nasibine düşene razı olur, kadere rıza gösterip acılarını içine gömer, mutluluklarını hayalinde canlandırarak yoluna devam eder.
Sevgi hastane koridorlarının sessizliğine çoktan alışmıştı. On altı yıldır kontroller, muayeneler, oradan oraya savrulsa da son dört aydır artık yatılı olarak kalıyordu hastanede. Bir umut
Karmaşıklaşan aynı zamanda kolaylaşan bilimin bu denli ilerleyişinde her an değişen hızla birlikte dengeler sürekli değişkenlik gösteriyor. Yaşamın bu değişkenliğe ayak uydurabilmesi neredeyse imkansız gibi
Koca bir dünyada yaşıyorum. Ancak gelin görün ki bu alabildiğine geniş evrende ben, küçük bir zerre gibiyim. Gerçekte mi öyle? Yoksa hayal mi görüyorum? Bilemiyorum. Dokunduğum
Bugün güneş, kışa inat ışıklarını alabildiğine etrafa saçıyor, karları altın rengine boyuyordu. Gökyüzünün mavisiyle eşsiz bir uyum sağlıyordu. Karların üzerine çıkmayı başaran ağaçlar, çalılar, hayvanların
Her türlü zorluğa, engele ya da sıkıntıya rağmen yaradılış gereği ömrümüzün son gününe kadar yaşama tutunmak olağandır. Bazen tutunur gibi de yapar insan, seçeneği olmadığını
Sabah, henüz güne dönmemişken uyandı ve oturma odasına yöneldi. Koltukta sızmış adama baktı. Ağzından akan tükürükler yastığa akmış, alkol ve ter kokusu tüm odaya yayılmıştı.
-Geliyorlar, geliyorlar! -Dur kız, pencere önünde bağırıp durma deli deli! -Ne yapayım yenge, sen “Gelin almaya geldiklerini görür görmez bana haber et.” demedin mi?