"Yaradılış gayemiz nedir?" sorusu takılır bazen aklıma. Yiyip içmek, gezip tozmak için olmasa gerek bunca nizam ve intizam. Asırlardır bir doluyor bir boşalıyor kâinat. İlk insandan itibaren
Anadolu coğrafyası, tarih boyunca birçok uygarlığın kesişim noktası olmuş; bu durum kültürel, sanatsal ve dinsel açıdan benzersiz eserlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu eserlerin en
Gül, insanoğlunun yüzyıllardır peşinden koştuğu güzelliğin en zarif hâllerinden biridir. Ona “çiçeklerin sultanı” denmesi boşuna değildir; hem görünüşü hem kokusu hem de insanda bıraktığı iz,
Siz benzersiz öykülerin baş kahramanları, akılda kalmak bütün çabanız. Bir farklı olma tutkusu, bir kusursuzluk illeti, çoktan çoğu istemeler, eksik aramalar, beğenmemeler... Kusuruma bakmazsanız ayıp
Yazar Murat Yılmaz Gökyüzü, o gün alışılmadık bir sessizliğe bürünmüştü. Rüzgâr bile bulutların arasında usulca dolaşırken sanki nefesini tutuyor, olacakları merak ediyordu. Bulutlar ağırdı; grinin
İstanbul’da kurumsal bir firmada çalışmaya başlayan Nasreddin, işleri kimsenin beklemediği hızda öğrendikten sonra, amirlerinin gözüne çabucak girerken diğer meslektaşlarının bir kısmının kıskançlıklarına maruz kalır. Hatta
Yazar Munise Özverdi Şehrin üzerine çöken sis artık kimseyi şaşırtmıyordu. Güneşin varlığı, eski fotoğraflardaki soluk bir efsane gibiydi. Gökyüzü yıllar önce griye küsmüş, yerini metalik