Yazar: Zeynep SÜRER
Yağmurun altında afallamış duran bu çift için müzik kalplerinin ritminden başka bir şey değildi. Adımlar birbirine cesurca yaklaşırken parmaklarının arasından süzülen damlaları aldırmadan kadın omzuna dokundu; nazikçe, incitmekten, korkar gibi…
Adamın hüznündendi eli titreyerek beline gitmişti. Halbuki aklında akmaya mahkûm olan gözyaşlarını silmek vardı. Bu, bir albay için acınası bir durum olsa da. Koyu kahve gözlerine baktı adam. En az kırk yıl hatırı olmalıydı bu gözlerin. Yine de onların daha fazlasını hak ettiğini düşünmekten kendini alamıyordu.
Bu seyre dalış kadının sarhoşça attığı bir adımla bozulmuştu. Ardından gelen birkaç adımla eşsiz bir ahenk yakalamışlardı. Dünya kendi ekseninde dönerken onlar aşkın ve savaşın ortasında kendilerine yetmeye çalışıyorlardı.
Silah sesleri ruhlarında yankılanıyor, feryatlar ise hayallerinde acımasızca dolaşıyordu. Bu, onların koca bir savaşın ortasında hiçbir şeye aldırmadan yaptıkları ilk dans, yaşanmayan tüm anıların sonuydu.
Denildiği gibi müziği duymayanlar dans edenleri deli sanıyordu.