Kırılgan Yanını Kabul Edip Kucaklayabilir misin?

Klinik Psikolog Süveyda Burçak Eris

klinikpsk.suveyda@gmail.com

Modern yaşamın içerisinde çoğumuz benlik değerimizi, sanki bir karne alıyormuşuz gibi dışsal faktörlere bağlamış durumdayız. Elde ettiğimiz başarılar, iş yerindeki pozisyonumuz veya sosyal çevremizden aldığımız onaylar, kendimizi ne kadar değerli hissettiğimizi belirleyen ana kriterler hâline geldi. Bu durum, psikolojik kırılganlığımızı artıran bazı temel inanç kalıplarını doğuruyor:

“Sadece başarılı ve onaylandığım sürece değerliyim.”
“Kabul edilebilmem için güçlü olmalıyım ve hep çabalamalıyım.”

Oysa kırılganlık, bir zayıflık veya aşırı hassas olma durumu değildir. Aksine her insanın doğasında yer alan son derece doğal bir yaşantıdır. Her insanın dönem dönem kırılgan olabilme ve incinebilme payı vardır. Hayatın getirdiği zorlanmalar, sevilen birinin kaybı, yaşanan utanç anları, hayal kırıklıkları veya derin bir yalnızlık hissi karşısında incinebilir olmak, insan olmanın en temel parçasıdır. Ancak toplumun bizden beklediği belli bir “sosyal çıta” vardır. Sosyalliğin ve iş hayatının dinamikleri, bizden her zaman güçlü, üretken ve sorunsuz görünmemizi talep eder. Bu beklentilerle kendi iç dünyamız arasındaki uçurum büyüdüğünde kırılganlığımızı bir kusur gibi görüp onu gizleme yoluna gideriz.

Kırılganlığı Gizlemenin Maliyeti

Kırılganlığımızı kendimizden bile gizlemek istediğimizde aslında duygusal bir yükü daha da ağırlaştırıyoruz. Kırıcı bir deneyimi yok saymak veya reddetmek, o kırgınlığı ortadan kaldırmıyor; sadece onu içimizde bir yerlerde daha yıkıcı bir hâle getiriyor. Toplumun bizden beklediği o “her zaman iyi olma” maskesini takmak, bizi kendimize ve çevremize yabancılaştırıyor. Hayata devam etmek zorunda olduğumuz gerçeğiyle hissettiğimiz duygusal yorgunluk çatıştığında kendimizi bir kısır döngünün içinde buluyoruz.

Bu döngüden çıkış yolu ise kırılganlığa karşı bakış açımızı değiştirmek. Kırılganlık reddedildiğinde insanı içten içe kemiren bir sancıya dönüşürken, kabul edildiğinde diğer insanlarla gerçek bağlar kurmamızı sağlayan bir köprü görevi görür. Empati dediğimiz kavram tam da bu noktada filizlenir. Karşımızdaki kişinin de bizim gibi korkuları, hataları ve incinebilir yanları olduğunu bilmek, aramızdaki samimiyeti artırır.

Kabul Etmek Neden Önemli?

Kendi kırılganlığımızı kabul ettiğimizde kusursuz olma zorunluluğundan kurtuluruz. Bu, hayata karşı teslim olmak veya pes etmek demek değildir. Bu, gerçek durumumuzu tespit edip ona göre bir yol haritası belirleme cesaretidir. Bir insan ancak incinebileceğini kabul ettiğinde hayata karşı daha esnek bir duruş sergileyebilir.

Benlik değerimizi sadece dışarıdan gelecek onaylara bağlamaktan vazgeçmek zorundayız. Başarılar geçicidir ve toplumsal onay her zaman değişkendir. Kalıcı ve tabii olan kendi içimizdeki o insani kırılganlıktır. Onu tanımak ve ona şefkatle yaklaşmak, daha sağlam bir psikolojinin temelini oluşturur.

 

Related posts

Hz. Süleyman 3. Bölüm

Onca Yıl Geçti

Anne