Operadaki Mendil

Operadaki Mendil

Yazar Nurdan Bahçevan

Opera binası altın avizelerin titreyen ışıkları altında parlıyor, o ışıklar kadife koltukların ve koyu mavi perdelerin üzerine usulca düşüyordu. Her fısıltı, her program hışırtısı müziğin başlamasını bekliyordu. Bu akşam gösterişli bir gece olmalıydı — arka sırada oturan bir kadın, en görkemli operayı bile susturabilecek kadar ağır bir hüzün taşıyordu.

Kadının adı Eleanor Price’tı.

Eleanor, bir zamanlar eşiyle birlikte operaya gelirken şimdi ilk kez tek başınaydı. Titreyen elleriyle avucunda tuttuğu küçük beyaz mendile baktı. Köşesinde gümüşle işlenmiş tek bir harf vardı: J. Bu mendil, kocası Jonathan’ın yıllar önce ona verdiği ilk ve en özel armağandı.

“Bunu yanında tut Ellie,” demişti Jonathan. “Paylaştığımız müziği hiçbir zaman unutma.”

Ama artık o müzik susmuştu.

Derin bir nefes alarak mendili sıkıca tutmaya devam etti. Fakat perde açılır açılmaz — belki sahnedeki kostümlerin hareketinden, belki de kaderin ince bir oyunundan — hafif bir esinti mendili elinden kopardı. Mendil, Eleanor şaşkınlıkla bakarken havalandı, sıraların üzerinden süzüldü ve sahnenin tam ortasına, ışıkların altına düştü.

Tam o anda soprano Amelia Hart ilk aryasına başlamıştı.

Amelia sahnenin ortasında duran mendili fark ettiğinde sesi bir an titredi. Bu an seyirciye belli olmadı ama onun kalbinde derin bir sızı bıraktı. Zaman yavaşladı. Amelia zarif bir şekilde eğilip mendili yerden avuçlarına aldı. İnce beyaz kumaşı göğsüne bastırdı — sanki kendi hikâyesinin eksik bir parçasını bulmuş gibiydi.

Sonra şarkıya kaldığı yerden devam etti.

Ama bu kez sesi farklıydı. Daha kırılgan, daha yanık, daha insana dokunan bir tonla doldurdu salonu. Orkestranın yaylıları hüznü taşırken Amelia’nın sesi, mendilin içinde bir ömür boyu biriken acıyı dışa vuruyordu.

Eleanor gözyaşlarını tutamadı.

Arya bittiğinde salonda öyle derin bir sessizlik oluştu ki sanki herkes mendilin hikâyesini sezmişti. Perde kapandığında Eleanor yerinden kalkamadı; kimse yaşananların tesadüf olduğuna inanamıyordu.

Az sonra kulisin kapısı açıldı.

Amelia Hart, bakışlarının kenarında hâlâ sahnedeki duygunun gölgesiyle, elinde mendili taşıyarak dışarı çıktı. Gözleri Eleanor’u buldu.

“Bu sizin mi?” diye sordu yumuşak bir sesle.
“Sahnede… Sanki bir kalbe ait gibiydi.”

Eleanor titreyen parmaklarıyla mendili aldı.
“Öyleydi,” dedi kısık bir sesle. “Hayatta en çok sevdiğim adama aitti.”

Amelia’nın gözleri bu sözle nemlendi.
“Bu gece” dedi, “sizin sevginiz sesimi değiştirdi.”

Eleanor mendili kalbine bastırdı. Sanki Jonathan bir anlığın yanında durmuş ve onun yalnızlığını okşamıştı.

O gece opera binasından çıkarken şehir soğuktu; sokaklar ıssızdı. Ama Eleanor’un içinde yıllardır susturduğu bir sıcaklık yeniden kıpırdamaya başladı.

Mendil artık geçmişin acısı değil, sahnenin ışıklarıyla yeniden doğmuş bir hatıraydı. Eleanor, yıllar sonra ilk kez karanlığın içinde kaybolmadı. Mendili kalbinin üzerinde taşıyarak yürüdü.

 

Related posts

Hz. Süleyman 3. Bölüm

Onca Yıl Geçti

Anne