Rosalinda-3 (Yazı Dizisi)

Kaptan Shawn ağır adımlarla yanına geldi, sert bakışlarını ona dikti:
— Valinin kızı ha… İyi bir fidye getirecek bu bize.

Rosalinda korkuyla geri çekildi, fakat gözlerinde yine de isyanın kıvılcımları vardı.

Alistair, güverteye çıktığında kalabalığın arasında Rosalinda’yı görünce yüreği sıkıştı. Yoldaşlarının kahkahaları kulaklarını tırmalıyordu. Oysa onun gözünde hiçbir şey yoktu sadece zincire vurulmuş gibi duran genç kadının korkuyla parlayan bakışları…

“Onu böyle bırakamam. Ne pahasına olursa olsun.” Tam kılıcına davranmıştı ki…

O sırada ufukta birkaç küçük kayığın gölgeleri belirdi. Ay ışığı kürek darbelerine vurdukça parıltılar saçıyordu. Alistair’in içi umutla doldu. Gelenler Rosalinda’nın babası ve askerleriydi.

Aynı saatlerde Vali Estêvão, kızının ortadan kaybolduğunu öğrenmiş, sadık birkaç adamıyla birlikte gizli geçitten ilerleyerek koya varmışlardı. Karşılarında devasa “Ahtapot” gemisi duruyordu.

Vali dişlerini sıktı:
“Şeytanın gemisi bu… Demek şimdi de kızımın peşindesin ha!”

Hiç vakit kaybetmeden sandallara binip gemiye doğru kürek çektiler.

Bir anda geminin güvertesi kargaşaya teslim oldu. Valinin adamları tırmanarak güverteye çıkmıştı. Kılıçlar çekildi, çığlıklar ve metal sesleri havayı doldurdu. O hengâme içinde, iki adam bir anda karşı karşıya gelmişti: Capitão-General Estêvão da Silveira ve Kaptan Shawn.

Vali’nin gözleri öfke ile kıpkırmızı kesilmişti.
“Seni tanıyorum, Rochefort! Yıllar önce gemime saldırıp adamlarımı kılıçtan geçiren sen değil miydin?”

Shawn’ın yüzü ay ışığında heykel gibi sertti.
“Demek o zaman elimden kurtulmayı başarmışsın ama o gün yarım kalan hesap, bu gece kapanacak.” diyerek kılıcını çekti.

Kılıçlarını havaya kaldırdılar. Tayfalar ve askerler dövüşmeyi bırakıp çember oldu, Denizden gelen uğultu, düellonun trampet sesi gibiydi.

Tam kılıçlar çarpışmak üzereyken, Alistair ileri atıldı.
“Durun!” diye gürledi.

Gözleri hem kaptanına hem valiye dikilmişti. İçinde bir fırtına kopuyordu. Kaptanı, yıllardır baba bildiği Shawn’du. Ama karşısındaki adam da sevdiği kadının babasıydı. İkisinden birini ölmesi demek, Rosalinda’yı sonsuza dek kaybetmek demek olabilirdi. Bu yüzden acele bir plan yaptı.

Sesi güvertede yankılanıyordu artık:
“Bu kavganın son bulması gerek. Çünkü Rosalinda artık hiçbirinizine ait değil… O sadece bana ait… O benim karım!”

Güvertede bir uğultu yükseldi. Tayfalar kahkahalarla birbirine baktı. Valinin yüzü bembeyaz kesildi. Rosalinda bir an donup kaldı, sonra Alistair’in ellerini tuttu. Gözlerinde şaşkınlık ve minnet vardı.

– Doğrudur, dedi kararlı bir sesle o da yalana iştirak ederek.

– Biz gizlice evlendik. Kilisede yemin ettik. Tanrı huzurunda artık onun eşiyim. Hatta yakında bir bebeğimiz olacak, diyerek yalanın dozunu arttırdı. Bu sefer şaşkınlıkla bakan Alistair olmuştu.

Bir anda gemiye bir sessizlik çöktü. Dalga sesleri bile geri çekilmiş gibiydi.  Herkes, kaptanın ve valinin tepkisini bekliyordu. Shawn kıs kıs gülerek kılıcını indirdi.

– Evlat sonunda yolunu bulmuşsun, diyerek Alistair’in sırtına bir şaplak attı.

Vali titreyen elleriyle kılıcını indirdi. Gözlerinde öfke hâlâ yanıyordu ama hayattaki tek ailesi sevgili kızının bakışındaki yalvarışı görmezden gelemezdi. Dudaklarından yalnızca şu söz dökülebildi:
— Ey Kızıl kafa… Eğer kızıma bir gün ihanet etmeye kalkarsan ya da onu üzersen, seni hangi delikte olursan ol bulur, kendi ellerimle boğarım. Artık korsanlık günlerin sonra erdi.  Seni muhafız alayımın komutanı yapıyorum. Villa Madeira’yı da düğün ve torun hediyesi olarak size veriyorum. Yalnız herkesin önünde tekrar resmi bir düğünle evleneceksiniz ve bebek olayını kimseye söylemeyeceksiniz. Ahtapot da bir daha bu sularda avlanmayacak.  Şartlarım bunlar, dedi ve kılıcını kınına geri soktu.

Rosalinda gözyaşları içinde Alistair’e sarıldı. Tayfalar, şaşkınlıkla bu yeni evliliğin getirdiği beklenmedik barışa şahit oluyordu. Dalgalar geminin bordasına vuruyor sanki bu aşkı kutsuyordu.

O gece “Ahtapot”un güvertesinde ne kan döküldü ne de eski hesaplar kapandı. Ama aşk, kılıçların keskinliğini yumuşatmış, iki düşman arasına görünmez bir köprü kurmuştu.

Rosalinda ve Alistair, yıldızlarla dolu gökyüzünün altında birbirlerine sarılırken Shawn’un tok sesi duyuldu:
“Deniz huzur vermez ama size şans diliyorum. Çünkü dalgalara karşı duran tek şey, gerçek aşktır.”

Related posts

Birey ve Anne Olarak Toplumsal Sorumluluğumuz

Türkülerin Hikayesi

Haftanın Yeni ve Dikkat Çeken Yabancı Filmleri