Milli Mücadele başarıya ulaştıkça Türkiye’de siyasal düzen de değişmeye başladı. Ankara’da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, halkın iradesini merkeze alan bir yönetim anlayışı kurdu. İstanbul’daki padişah yönetimi ise işgaller karşısında etkisiz kaldı ve toplumdan koptu. Bu iki farklı yapı yan yana varlığını sürdürürken, yeni devletin hangi temele dayanacağı sorusu giderek daha görünür hâle geldi. Saltanatın kaldırılması kararı, bu belirsizliği ortadan kaldıran tarihi bir adım oldu.
Osmanlı Saltanatının Son Dönemi
Osmanlı Devleti’nin son yıllarında padişah ve çevresi, İtilaf Devletleriyle uyumlu bir siyaset izledi. İstanbul Hükûmeti, Anadolu’da başlayan direnişi desteklemedi ve zaman zaman bu hareketi engellemeye çalıştı. Buna karşılık Ankara’daki TBMM, savaşın sevk ve idaresini üstlendi ve halktan güçlü bir destek gördü. İki ayrı otorite, ülkenin geleceği konusunda ciddi bir çatışma yarattı.
TBMM’nin Kararı ve Tartışmalar
1 Kasım 1922’de TBMM, saltanatın kaldırılmasını gündemine aldı. Mecliste yapılan görüşmelerde egemenliğin bir kişiye değil, millete ait olduğu vurgulandı. Mustafa Kemal Atatürk, konuşmasında Türk milletinin kaderini artık sarayın değil, halkın belirlediğini açıkça ifade etti. Meclis üyeleri, Osmanlı saltanatının tarihsel görevini tamamladığı görüşünde birleşti ve karar oy çokluğuyla kabul edildi.
Saltanatın Kaldırılmasının Sonuçları
Saltanatın kaldırılmasıyla birlikte Osmanlı Devleti resmen sona erdi. Padişah Vahdettin kısa süre sonra İstanbul’dan ayrıldı. Bu gelişme, Lozan Barış Konferansı’nda Türkiye’yi kimin temsil edeceği sorununu da çözdü. Artık tek meşru otorite TBMM oldu. Böylece Türkiye, uluslararası alanda daha güçlü ve net bir konum kazandı.
Yeni Devlet Yolunda Bir Adım
Saltanatın kaldırılması, cumhuriyet yönetimine giden yolun önünü açtı. Bu karar, halk egemenliğini esas alan modern bir devlet anlayışını güçlendirdi. Monarşiye dayalı eski sistem yerini millet iradesine bıraktı. 1923’te cumhuriyetin ilanı, bu sürecin doğal devamı olarak gerçekleşti. Türk toplumu, yönetimde söz sahibi olma bilincini bu dönemde daha güçlü şekilde benimsedi.
Kaynakça (Literatür):
– İlber Ortaylı, Türkiye’nin Yakın Tarihi
– Sina Akşin, Cumhuriyetin Kuruluşu
– Türk Tarih Kurumu, Milli Mücadele ve Devrimler