Bir gün sabah erken saatte dışarıdan gelen gürültü ile uyanmıştı küçük kız. Kalkıp pencereden aşağı baktığında karşı komşuları olan Gül Teyze’yi hasta nakil aracına taşıdıklarını gördü. Annesine koşarak ne olduğunu sordu. Annesi Gül Teyze’nin tansiyonunun düşmesi sonucu evde bayılacak gibi olduğunu ve sağlık ekiplerini çağırdığını söyledi.
Gül Teyze’nin bir oğlu vardı; ama yurt dışında yaşıyordu ve Gül Teyze, doğup büyüdüğü şehirden ayrılmak istemediği için yurt dışına gitmemişti. Yıllardır evinde yalnız kalıyordu. Bu sebeple hasta ya da bir ihtiyacı olduğunda yakın komşuları ona yardımcı oluyordu.
Gül Teyze hep neşeli, sevecen, çocuklara, komşulara çok iyi davranan biri idi. Onun hastalanması herkesi çok üzmüştü. Hastanede yalnız kalmasın diye komşusu Nazan Hanım da onunla beraber gitmişti.
Akşama doğru evine dönen Gül Teyze daha iyi görünüyordu. Küçük kız, annesiyle geçmiş olsun demek için onun yanına gitmişlerdi. O da bu ziyaretten çok memnun olmuş ve hasta olmasına rağmen misafirlerine ceviz, badem, incir ikram etmişti.
Ertesi gün sabah kahvaltısı için ekmek almaya giden küçük kızın aklına Gül Teyze gelmiş ve ona da ekmek alıp bırakmayı düşünmüştü. Sabah erken olduğu için de belki uyuyordur diye kapı ziline basmadan ekmeği poşeti ile kapının koluna asmıştı.
Sonra her gün ekmek alıp Gül Teyzeye mutlaka bir tane bırakır olmuştu. Yine bir gün küçük kız ekmeği bırakırken kapıda bir not kâğıdı gördü. Kâğıtta “Kapıma ekmek bırakan sevgili nazik kişi, lütfen geldiğinizde zile basın ve teşekkür etmek için bana bir fırsat verin” yazıyordu. Küçük kız, kâğıdı okuyunca kapıyı çalmak istedi ama utandı ve yine oradan uzaklaştı.
Bu tatlı kız, eve gelip kahvaltısını yaparken iki kere kapı zili çaldı. Gelen meğer Gül Teyze imiş. Epeydir evlerine uğramadığından küçük kız şaşırmıştı. Onları ziyarete gelmiş, annesi de kahve yapmıştı. Birlikte hem kahve içiyor hem de sohbet ediyorlardı. Gül Teyze Fatma Hanım’a iki haftadır birinin kapısına ekmek bıraktığından bahsetti. Kimin bıraktığını bilirse ona teşekkür edeceğini söyleyerek kendisinin bu durumdan bilgisi olup olmadığını sordu. Gül Teyze, bu davranışın çok nazik ve sevgi dolu olduğunu söyledi. Fatma Hanım tebessüm ederek “Haklısınız, bence de bu çok sevgi dolu bir davranış.” dedi. Ve küçük kızı ile göz göze geldi. Fatma Hanım, aslında kızının kendini ifade etmesini bekledi. Gül Teyze, bir an duraksadı ve Fatma Hanım’a bakarak “Yoksa bu sevgi dolu ekmek, Sevgi’nin ekmeği mi?” deyince hepsi de gülmeye başladı. Evet, o ekmekleri her gün Sevgi bırakıyordu. Ama bunu ona söylerse izin vermez diye düşünmüştü ve söylemeye utanmıştı. Gül Teyze kalktı ve Sevgi’ye sımsıkı sarıldı, ona çok teşekkür edip her zaman böyle nezaket sahibi biri olmasını söyledi. Gül Teyze’nin övgü dolu sözlerinden Sevgi hem mahcup olmuş hem de sevdiği biri tarafından aynı karşılığı gördüğüne çok sevinmişti.