Vicdanlı Çocuklar Yetiştirin

Perihan Koçyiğit
​Herkese adalet dağıtan o insanların, gün gelip kendi vicdanlarında yargılanmalarını ne çok isterim. Vicdanlı olmanın ne dinle ne hürriyetle ne zenginlikle ne de fakirlikle bir alakası var. Gönlümüzdeki terazinin şirazesi kaymış bir kere; toplum olarak en büyük yaramız, o derin özgüven eksikliğimiz. Şunun hiçbir zaman farkında değiliz: Bir erkek çocuğunu yetiştirirken “Ağamsın, paşamsın, sen haklısın; vurursun, kırarsın, sen büyüyünce kahraman olacaksın!” diyerek pohpohluyoruz. Ama kız çocuğuna gelince, “Aman kızım edepli ol, arlı ol, namuslu ol, dizini kır otur.” diyoruz.
​İyi, hoş, hepsi çok doğru da bu ahlak kuralları sadece kız çocukları için mi var? Aynı nasihatleri, aynı edep derslerini oğlan çocuklarımıza da veremez miyiz? Toplumun gözünde kadının gerçek yeri ve değeri idrak edilmedikçe biz her şeye “kader” deyip böyle susar otururuz. Bu bozuk düzen değişmedikçe, daha çok analar ağlar, daha çok yürekler yanar. Bu sadece Ayşe’nin, Fatma’nın değil; bu hepimizin, bu insanlığın sorunu. Eğer bir anne, baba olarak biz bu ayrımı körüklüyorsak, el alem o çocuğun hakkını nasıl korur?

​Oğlunuza verdiğiniz o cesareti, o özgüveni kızınıza da verin; o da yarın bir gün yuva kuracak. Kızınıza öğrettiğiniz o edebi, o iffeti oğlunuza da anlatın; o da yarın bir gün baba olacak. Dünyayı düzeltmeye çalışmadan önce, gelin önce kendimizi değiştirelim, dünyayı birlikte güzelleştirelim. Kadını da erkeği de aynı ana doğurmadı mı? Bizim toplumumuzda erkek ne yaptıysa alkışlandı, kadın ne yaptıysa hep bir kusurla dışlandı.

Eğer bir şey suçsa, günahsa, ayıpsa ikisi için de aynı değil mi?

Herkesin kendine göre bir ayıbı, bir gizli kusuru vardır elbet; siz her şeyi bir kenara bırakın da ilk başta çocuklarınıza “yalan söylememeyi” öğretin. Namus dediğin sadece kadınlara mı has sanırsınız? Erkeğin namusu, onun şerefi değil mi? Herkes karşısındakine kendi anası, kendi bacısı gibi bakıp öyle davransa vallahi ortalıkta ne bir kötülük kalır ne de bir ah… Anne, baba olarak evlatlarınıza doğruyu göstermekte biraz geç kalmadınız mı?

​”Kocana itaat et, sözünden dışarı çıkma! ” diyeceğinize “Birbirinize saygılı olun, merhameti elden bırakmayın. ” deyin. “O ne derse onu yap. ” diyeceğinize “Birbirinizin hakkına girmeyin, birbirinize sadık kalın. ” deyin. Hani kadın erkek eşitti? Kıza ayrı, oğlana ayrı muamele ederek aslında biz anne babalar kendi ellerimizle kızlarımızı eziyor, köleleştiriyoruz. Çocuklarınıza eşit davranın; onları “kız erkek” diye değil, “insan” diye büyütün.

​Erkek çocuğu her istediğini yapacak ama kız çocuğuna gelince aile baskısı, çevre baskısı, “el alem ne der” sancısı… Çoğumuz kendini tamamlayamadan, ruhunu bulamadan büyüyor bu yüzden. Toplumda bir saygınlığımız olsun diye diye her fırsatta kendimizden, benliğimizden ödün veriyoruz. Çok beğendiği bir elbiseyi giyemiyor kadın, içinden geçen o cesur cümleye susuyor sonra da kendine olan öz saygısını yitirip gidiyor.

Unutmayın; her şeyin eksiği de fazlası da zarardır, hayat ölçülü olunca güzeldir.

Mutlu bir ailede yetişen çocuklar yalan söylemez; sevgiyle, şefkatle büyüyen çocuklar merhametli olur. Şimdi durun ve bir daha düşünün, bu sorunların kaynağı aslında nereden geliyor? Bu çocukları biz yetiştiriyoruz, onlar bizi örnek alıyor. Koyunların bile başında bir çoban varken Allah bizi anne baba olarak neden yarattı sanırsınız? Biz evlatlarımızla birlikte büyüyecek, onlarla birlikte olgunlaşacağız. Yoksa… Yoksa o içgüdüsüyle yaşayan canlılardan ne farkımız kalır?

Related posts

Hz. Süleyman 5. Bölüm

Tek Hece

Özgüvenli Çocuk Meselesi