Fırat Damar
Takati kalmamış bir garip kısrak gibi savrulurum bozkırlarında
Gözyaşım kuru toprağı balçık eder lale bitmiş dibinde
Susuzum dilim damağım kurumuş amansız çöllerinde
Gözlerime serap ilişmiş güneş vurmuş tepeme
İnatla seni arıyorum kâbuslarımda bir yerde
Uyanıyorum buz tutmuş vücudum sararmış benzimle
İçimde masum bir umudun sancısı yemin ederim bilmem nasıl hala
ayakta
Hâlbuki senin ne geldiğin var ne de gelmeye niyetin
Ellerimin titreyişini mazur gör onlar gözlerim gibi rol yapmayı
beceremez
Kinle bakan bu gözler kaçak bakışlar gamzelerini uzaktan seyretmeye mahkûm kalmışlar
İhmal etme ara ara uğra çilehaneme iki satır yazar anılarla
Meyleniriz gönlüm sensizliğe meyletmesin diye
Ben yine bekliyorum kendimden habersiz gönlüm aklıma der sus ses etme
Bekle bir köşede sessiz sessiz
Geleceğin varsa söyle ne olur saklama içinde
Bir bakmışsın ellerim kavuşmuş ellerine yıldızlı bir gecede.
Edit: Orhan Özer