Zümrüdüanka

 

Yazar Zeynep Sürer

Pers mitolojisinde yer alan bir efsane…

Hikâyelerde bilgeliğin ihtişamı, zarafetin gücü ve ölümsüzlüğün ruhu.

Var olan ve hiç olmayan.

Sahi, Zümrüdüanka var mıydı?

Tozlu sayfalarda, efsanelerde, tasavvufun bilge şairlerinin dilinden başka nerede var olabilir?

Ölümsüzlüğü kabul etmiş bir ruhun içinde olabilir mi?

Yılmayan, yitmeyen…

Bizim, benim, senin içinde de olabilir.

Anlamını yitirdiğini sandığın her şeyin içinde “Ben varım!” diyerek çıkan da olabilir.

Küllerinden doğmaya gönüllü olanın da.

Öyleydi Zümrüdüanka; her bir yok oluşta var olan.

Kafdağı’nın en ulaşılmaz yerinde, ulaşılmazlığa bakarak yok olan.

Tekrar tekrar doğar, ulaşılmazları var sayar.

Düşünüyorum da biz Zümrüdüankaydık.

Tarifsiz duyguların, yaşanmışlıkların ve durumların içinde olarak…

Her gün yeni bir hikâyenin parçası, bir sonu.

Kendi kanımca; yalnızca tek bir şey onu hem yok eder hem  var eder

Son olmak isteyene, vazgeçene, umarsız kabullenişler için yoktu.

O hâlde Zümrüdüanka ne vardı ne yoktu.

Peki, kime vardı?

Her şeye yeniden, yeni bir güne uyanmışçasına umutla bakana vardı.

Hikâyeleri yaşatana ve asla sonu “son” olarak kabul etmeyenlere vardı.

O, başlamayı bilenlerde vardı.

Zeynep SÜRER

Related posts

Hz. Süleyman 3. Bölüm

Onca Yıl Geçti

Anne