Yazar Tülay Ersan
İkinci bebek henüz 6 aylık bile değilken gelin, tiroit ameliyatı olacağını söylemişti. Kayınvalide ve kayınpeder o gün işten izin alıp gelinin ameliyat olacağı hastaneye koştular. Kayınvalide, bu ameliyata engel olmak istiyordu. Çünkü henüz bebek, anne sütü ile beslenirken (annenin) tiroit ameliyatının annenin hayatı için doğru olmayacağını öğrenmişti. Annenin birdenbire kaybedeceği magnezyum ve kalsiyum dengesizliği ile kalp krizi bile geçirme ihtimali olabilirdi. İki insan hastaneye yetiştiklerinde gelini sedyede ameliyathaneye alınırken gördüler. Artık iş işten geçmişti. Kayınvalidenin tansiyonu yükseldi gözleri kanamaya başlayınca acilde doktorlar müdahale ettiler. O gün gelin ameliyattan çıkıncaya kadar kayınvalide de acilde gözetim altındaydı.
Gelin yoğun bakıma alınmıştı. Başında eşi beklediği için herkes evine döndü. Ertesi günü gelinin magnezyum seviyesi çok düştüğü için kramplarla kasılma olduğu için acil müdahale yapıldığını öğrendiler.
Akşam iş dönüşü yine hastanedeydi kayınvalide ve kayınpeder…
Gelini o gün biraz yorgun ve bitkin gördüler daha çok moralleri bozuldu.
Doktorlar gelini hastanede yaklaşık 10 gün kadar tutmak zorunda kalmıştı. En sonunda evine taburcu edildi.
O gün yine kayınvalide ve kayınpeder akşam yorgun da olsalar, kendilerine 20 km uzakta da olsa hasta ziyaretine gittiler. Aynı zamanda iki ufak torunlarını da görecek ve seveceklerdi.
Gelinin annesi de kızıyla aynı evde kalıyordu. Kapıyı o açtı. Gelin odasında istirahatte uyuyordu.
Kayınvalide ve kayınpeder salona geçtiler. İki torunu sevdiler. 6-7 aylık bebeği kucağına alan babaanne onu biraz hoplatıp severken dede diğer 4 yaşındaki torunuyla oynamak için onun odasına gitti. Torunuyla biraz uzanmak istedi. Çok yorgun olduğu için torununun yatağında uyuyup kaldı.
Salonda kucağında uyuyan bebeği yatağına götürmeye çalışan babaannenin yanına geldi oğlu. Gelini soracak oldu. Ayaktaki delikanlı:
– İyi iyi merak edecek bir şey yok. Sen kalk kocanı uyandır da bir an evvel gidin. Burada uyuyup kalmasın. Hemen gitmiş çocuğun yatağında uyumuş kalmış, dedi.
Anne, yutkunduğunu belli etmedi. Boğazındaki sert düğüme rağmen sessizce kalktı, bebeği kanepeye bıraktı. Diğer torunun odasına gitti. Yaşlı eşine hafifçe dokunarak uyandırdı.
-Saat çok geç oldu. Hadi gidelim. Ben de çok yorgunum. Yarın sabah erken yine işe gideceğiz. Bir an önce yola çıkalım, dedi…
İki yaşlı, yolda giderken, dışarı akmayan gözlerinin yaşı yüreklerini yakıyordu.
(Gerçek hayattan alınmıştır.)