Yazar Aynur Atik
Nasreddin Hoca borca girmiş, kazancı borcunu ödemeye yetmiyormuş. Malum her şeye günlük zam geliyormuş. Kırk yıllık komşusuna gidip darda olduğunu söyleyip borç istemiş.
“Bu zamanda kim kime güvenip borç para verir Hoca, hanımın evde oturacağına çalışsın.” demiş.
Hoca kırk yılık komşusunun böyle yapacağını hiç ummamış lâkin durum böyle imiş. Hoca bu defa şansını çok eski bir dostuna giderek denemiş. Darda olduğunu, biraz borç paraya ihtiyacı olduğunu söylemiş.
“Hoca! Bu devirde kimse kimseye güvenip borç vermez, hem eski dostluğumuz da bozulur. “demiş.
Hocanın morali bozulmuş eve gelmiş, düşünmüş, taşınmış. Bu defa ailesinden para isteme fikri aklına gelmiş. Babasından istemiş. Babası:
– Oğlum bu yaşında hâlâ benden para mı istiyorsun, demiş. Nasreddin Hoca:
– Baba istediğim şey borç, seneye öderim. Gerçekten şimdi çok sıkıştım, ihtiyacım olmasa istemezdim, demiş.
– Hanımının altınlarını, bileziklerini sat. Bu devirde baba bile oğluna borç vermez, demiş.
Hoca eve gelmiş hanımına vaziyeti anlatmış. İşin içinden nasıl çıkacaklarını düşünmeye başlamışlar.
Hanımı fabrikada işe girip çalışmaya başlamış. Bir gün sabah işe giderken komşusu görmüş, ona çalışmaya gittiğini söyleyince:
– Aaaa! Ne kadar ayıp! İnsan hanımını çalıştırır mı? Bir de Hoca diyorlar buna, demiş.
Akşam hanımı evde Nasreddin Hoca`ya olanları anlatmış. Başka bir gün eski dostunun hanımı, hocanın karısını fabrikada çalışırken görmüş.
– Aaa ne kadar ayıp! İnsan karısını mı çalıştırır canım? Bari ya evi ya tarlayı satsaydı, demiş.
Hanımı akşam evde olanları Hoca’ya anlatmış. Aradan altı ay geçince akşam hanımı ile tam yemek yerlerken ev telefonu çalmış. Bakmış babası arıyor.
– Oğlum kaç gündür evi arıyorum telefonu açan yok. Hanımın hep mi gezmelerde, niye telefonu açan yok?
– Baba! Hanım işe girdi. Sabah gidip akşam ancak eve geliyor. Evde ben de yokum.
– Aaa! Hanımı işte mi çalıştırıyorsun?
– Evet, baba paraya ihtiyacımız vardı.
– Oğlum ayıp değil mi, erkek adam hanımını dışarıda mı çalıştırır? Hanımın yeri evidir.
Nasreddin Hoca başlamış sinirlenmeye.
– Amaaan baba! Kiminiz hanımın çalışsın der, kiminiz hanım mı çalıştırılır, evde otursun der. Biriniz kırk yıllık komşum, biriniz kırk yıllık dostum, biriniz de kırk yıllık babam. Hiçbiriniz borç para vermeyince iş başa düştü. En iyisi insanın kendi aklı, kendi emeği. Allah kimseyi bu devirde kimseye hatta babasına bile muhtaç etmesin! Şimdi rahat bırakın da alın terimizi yiyelim, diyerek telefonu kapatmış. Hanımı ile âfiyetle yemeklerini yemişler.
1 Comment
Yüreğinize sağlık. Asrın hastalığı “el alem ne der” psikolojisi. Tebrik ederim