Çeşme Çıkarması

Şeyma YILDIRIM
-Hadi kızım yaa! İki kişi toplandık, kapına kadar gelmemiz yirmi dakika sürdü. Burada yarım saattir seni bekliyoruz!
– Napiiim şekerim, birazdan mola verdiğimizde kahvesizlik başına vurunca iyi ki Nesrin’i beklemişiz diyeceksiniz.
-He yani vakitlice hazırlanman diye bir olasılık yok yani!

Nazife böyle seslense de Nesrin çoktan camdan içeri kaçmıştı. Daha ilk dakikadan bekletilmekle başlayan bu tatille ilgili zaten şüpheleri vardı. Kendisi on gün önceden bavulunu hazırlamış, dört günlük kıyafet, pijama, gece elbisesi, plaj ve makyaj malzemeleri, mayo, şapka, terlik, hem spor hem sandalet ayakkabı, bu tatil için özel beklettiği favori yazarının yeni çıkan kitabı, mini bir ilk yardım çantası, akşamları otururken oynamak için okey takımı, doksanlar pop dolu bir flash, pansiyondaki nevresimlerin hijyeninden emin olamadığı için nevresim takımı ve havlular, aklına geldikçe eklediği savaş çıkarsa, deprem olursa, kaza geçirirlerse, enfeksiyon kaparlarsa diye koyduğu bant, düdük, bitki çayları, çubuk kraker gibi şeylerle tepeleme doldurmuştu bagajın yarısını. Zamanını dolu dolu geçirmek isterken Nesrin’in yavaşlığı ve rahatlığının kendisini üzmemesini umuyordu.

‘Geldim bacikolar! Selaaaaam!’ diyerek gelen Nesrin parlak turuncu valizini Nazife’nin arka tamponuna yasladı. Dikiz aynasından bunu gören Nazife yerinden fırlayıp hemen valizi geri çekti. Göz ucuyla arabası çizilmiş mi diye çaktırmadan kontrol ederken bir eliyle de Nesrin’in kafasına takıverdiği şapkayı çıkardı. Nesrin’in valizi de yerleşince yola koyuldular. İstanbul Maltepe’den başlayan yolculukları Çeşme’ye doğruydu. Daha önce Bahar’ın gittiği Parla Apart’ta kalacaklardı.

-Kızlar deniz yorgunluğumuzu atıp karnımızı doyurduktan sonra pansiyonun havuzunu da kullanabiliriz. Ben havuz keyfini de seviyorum. Hem diğer misafirlerle tanışırız orada. Sonuçta okeye dördüncü lazım. Sahi okey takımını aldın mı Nazife?

-Kızım o okeye dördüncüyü bile koymuştur bavuluna. Hiç tanımıyor musun?

-Keşke sen de biraz ilham alsan Nesrin. Her şeyi son dakikaya bırakmasan. Dua edelim de denizin güzel saatlerini kaçırmadan yetişelim.

-Sakin olun arkadaşlar, hiçbir şeyi kaçırmayacağız şüpheniz olmasın, diyerek araya giren Bahar dikkat dağılsın diye radyoyu açtı.

-Flash hazırladım, çantanın ön gözünden alsana. ‘Sen bir efsanesin arkadaşım’ diyerek çantaya uzanan Bahar, ‘Bugünün planı ne tatlım?’ diye direkt Nazife’ye sordu.

– Bugün pansiyona yerleşme sürecimiz olacağı için ilk sıraya en yakın olan Ilıca Plajı’nı koydum. Yol yorgunluğumuzu deniz suyuyla atarız. Sonrasında pansiyona dönüp duşlarımızı alır hazırlanırız ve balık yemeğe gideriz. İlk gün olduğundan gece mesaisi yapmasak iyi olur diye düşündüm. Yine az yol gitmiyoruz sonuçta. Molaları da sayarsak altı saati geçer.

‘Yorulursan biz geçeriz direksiyona’ diye arkadan atılan Nesrin’e içinden ‘asla’ dese de dışından ‘Gerekirse söylerim, sağ ol canım.’ diye yanıt verdi Nazife.

Arabasını alalı yedi ay olmuştu, kimseye kullandırmaya da niyeti yoktu. Bu yolculuk için onun arabasını teklif eden Nesrin olmuştu ama o demese de zaten Nazife kimsenin şoförlüğüne kolay kolay güvenip yola çıkamazdı. Nesrin’in arkada kendine getirdiği yastığa yaslanıp ayaklarıyla da ara sıra koltuğun arkasını dürtmesi onu çileden çıkarsa da tek söz etmeyecekti. Kendine sabırlı olacağına dair söz vermişti. Tek arkadaşları onlardı. Ne kadar yalnızlığı çok sevse de insan insana lazımdı. Nesrin’i de Bahar’ı da ne zaman arasa, ihtiyaç duysa yanında biterlerdi. Annesinin kaybını onların sayelerinde daha kolay atlatmıştı. Her süreçte yanında oldular. Hele Nesrin yalnız kalmaktan korktuğu o günlerde nerdeyse on gün onunla kalmış, yemekler hazırlamış, çay demlemiş, en önemlisi de saatlerce konuşarak kafasının dağılmasını sağlamıştı. O günlerdeki her şeyden vazgeçmiş hallerini hatırlamıştı. Radyoda Yaşar’dan Kuşlar çalıyordu.

Kuşlar, her baharda gelirler aman

Sonbaharda göçerler aşkım

Sakın sen kuşlara uyma!

Related posts

Sorunu Konuşmak Yerine Çözüme Odaklanmak

Aynadaki Yabancı ve Sessiz Vedalar 1. Bölüm

Hiç Düşünmeden