Doktorlar

Nimet KOYUNCU

Babasıyla annesinin ayrılmasının üzerinden iki yıl geçmişti. Annesiyle beraber geziye gidecek olmaları onu çok heyecanlandırıyordu. Avrupa gezisi için Sema da büyük bir hevesle yola çıkmıştı. Kızıyla bu geziyi gerçekleştirmek, onu daha da özgür hissettiriyordu.

Tur süresince birçok ülke, tarihî eser ve doğal güzellik gördüler. Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan, Fransa ve en son olarak Amsterdam şehriyle turlarını tamamlayacaklardı. Hızlı ve koşturmacalı bir gezinin bitmesine çok az kalmıştı.

Amsterdam’da kanal gezisinden dönerken gemi kıyıya yaklaştı. Yolcular sıra ile gemiden inmeye başladı. Sema tahta iskeleye ayağını bastığında aralıklardan birine takıldı. Sadece “ahh” dediği duyuldu. Ne yazık ki ayağının bir yerine bir şey olmuştu. Ağrıyla birlikte yere doğru diz çöktü. Ayağını hareket ettiremiyordu.

Arkasındaki gruptan biri koşarak yanına geldi:

— Ben doktorum, bir bakabilir miyim? diyerek Sema’nın ayakkabısını ve çorabını çıkarmasını istedi. El muayenesiyle:

— Kırık yok gibi, diyerek fikrini söyledi.

Bu arada etraflarını bir insan kalabalığı sarmıştı. Herkes merakla ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Başka bir beyefendi:

— Müsaade ederseniz bir de ben bakayım, dedi.

— Ben baktım zaten. Yirmi yıldır dahiliye doktoruyum, herhalde sizden daha çok anlarım.

— Bilmem ki… Ben de otuz yıldır ortopedi uzmanıyım. Belki ben sizden daha çok anlarım. Evet, bence ayak tarağında kırık var. Şimdilik topuğunuzun üzerine basarak otele kadar idare edin. İlk müdahaleyi otelde yapalım. Benim yanımda bandaj ve merhem var.

Sema, topuğuna basa basa, kızının kolunda otele geldiler.

Otele girer girmez Doktor Ayhan Bey, Sema’nın ayağına buz koydurdu; merhem sürdürüp bandaja aldı.

— İstanbul’a dönünce mutlaka hastaneye gitmelisiniz. Röntgen çekilmeli. Siz nerede oturuyorsunuz?

— Ben Beylikdüzü’nde oturuyorum.

— Gerçekten mi? Ben Beykent Tıp Fakültesi’ndeyim. O zaman yarın sabah erkenden sizi üniversite hastanesine bekliyorum.

— Ne kadar şanslıyım, doktor bey. İyi ki bizim grupla seyahate çıkmışsınız. Gerçekten çok sevindim.

Ertesi gün Sema erkenden Ayhan Bey’in olduğu hastaneye gitti. Röntgen çekildi ve gerçekten de ayak tarağında kırık olduğu ortaya çıktı. Bir ay kadar ayağının sabit kalması gerektiği söylenerek bir aparat takıldı.

Sema:

— Sanırım ben de yanıldım. Diğer doktor arkadaş gibi ben de ufak bir burkulma sanmıştım. Fakat siz alanınızdan dolayı hemen durumu fark ettiniz, teşekkür ederim.

— Sizin alanınız neydi?

— Bu arada ben söylemeyi unuttum, mikrobiyoloji uzmanıyım.

Ayhan Bey:

— Dün karşılaştığımız doktor, “Ben ortopedi uzmanıyım.” dediğimde çok bozuldu, fark ettiniz mi?

— Evet, fark ettim. Hemen suratı asıldı.

— Şimdi size on gün rapor yazıyorum. Yatarken aparatı çıkarabilirsiniz. On gün sonra tekrar göreyim.

— Çok teşekkür ederim, görüşmek üzere…

Sema’nın aklına, ayrıldığı eşinin ayrılmamak için bin dereden su getirdiği zaman ona söylediği bir söz geldi:

“Hasta falan olsan seni kim hastaneye götürecek? Arabayı da kullanmıyorsun.”

Sema kendi kendine:

“Evet, araba kullanmıyorum ama dünyanın bir ucunda bile hastalansam doktorum ayağıma geliyor.” diye mırıldandı.

Bin şükür…

Related posts

Kurgulanmış Hayat

Yalnızlığın Bedeli 1. Bölüm

Güneş Ve Ay 2. Bölüm