Köyün tüm sürüsünü otlatan, on beş-on altı yaşlarında gürbüz bir çoban vardı. Seherin çiğ soğuğu, öğlenin yakıcı sıcağı, gecenin yıldızlı sessizliği ya da ayazı... Onun
Her şey yaz tatilinde başladı, dersek abartmış olmayız. Hangi akla mantığa uyduk da kaldık, o yaz bozkırın ortasındaki kentte, üç kafadar. Herkes yaz tatiline gitmiş,
Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olan Sabahattin Ali, yalnızca hikâye ve romanlarıyla değil, toplumsal duyarlılığıyla da hafızalarda yer etmiştir. 1907 yılında Edirne’nin Eğridere kazasında
Bugün benim doğum günüm, 30 oluyorum ama resmen dibe vurmuş durumdayım. Hepsi de benim, koca kafalı adamın, burçlara inanacak kadar saf olması yüzünden.
Bugün, daha birkaç saat önce, meşhur 500T’ye bindim. Hani şu Avcılar’dan Tuzla’ya kadar giden, otobüs değil resmen ülkeler arası ekspres trene benzeyen hat. Daha durağa
Gece çökmüştü ve karanlık her şeyi yutuyordu. Bize rehberlik eden ay dede, yalnızca soluk bir ışık hüzmesiyle bizi izliyordu. Kasabam, gündüzleri sevilesiydi ama gece… Gece
Derya, küçük bir Anadolu kasabasında yaşıyordu. Okumayı, yazmayı ve kitapların kokusunu çok seviyordu. Çeşitli kalemlerden oluşan kalem koleksiyonu ve çocukluğundan beri harçlıklarıyla aldığı yüzlerce kitabı
“Bu mezar ikimize dar gelecek Kazım. Kaykıl yan tarafa dedim sana, kemiğin değmesin etime. Çek elini oramdan buramdan. Erken çürüteceksin bedenimi. Çocuklara o kadar söyledim,
Elif, hedefe ulaşmanın verdiği hazla, eline aldığı romanına bakıp gözlerinde tutuklu kalan yağmur tanelerini azat etti. İçindeki boşluğun bir nebze de olsa dolması, ruhuna huzur
Şehir yine kalabalık bugün. İnsan seli desem yeri. Hareketlilikten başım dönüyor. Herkesin telaşı; dedemin tabiriyle bir gailesi var. Gidenler, gelenler, kaçarcasına koşanlar, yetişmek istercesine adımlarını
Gökyüzü masmaviydi. Rüzgâr ılık ılık esiyordu. Parktaki ağaçların yaprakları hafifçe hışırdıyor, etraftaki kuş cıvıltıları bir melodi gibi kulağa doluyordu. Asya en sevdiği bankta oturdu. Çantasını