sen istinye’de bekle ben buradayım
içimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
belki gelmem gelemem
5 dakika bekle git
çünkü ben buradayım karanlıktayım
çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
şarabım bütün ekşi suyum soğuk
yanımda olmadın mı seni seviyorum
belki gelmem gelemem
5 dakika bekle git
yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin
gece yarıları telefon ettin mi hiç
karanlık adamlar hüviyetini sordu mu
ben senin olmadığını arıyorum
belki gelmem gelemem
5 dakika bekle git
yabancı gibisin miyop gözlerin kısık
bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor
sana ait ne varsa hiçbiri benim değil
belki ölmek hakkımı kullanıyorum
belki gelmem gelemem
5 dakika bekle git
Attila İlhan
Bu şiir, Attila İlhan’ın gençlik yıllarındaki bir imkânsız aşkı yansıtır; toplumcu uğraş içindeki bir delikanlının, dünyası pek uymayan güzel bir kıza duyduğu çekimi ve bu uyumsuzluk yüzünden ilişkinin yürümeyeceğini sezmesini anlatır. Şair kendisi de bu dizeleri “hayli sevdiğim bir başka imkânsız aşk şiiri” diye nitelendirmiş, gençlik dönemindeki sevda aşamalarına denk geldiği için yaygınlaştığını, ezberlendiğini söylemiştir. İstinye gibi İstanbul’un belirli bir semtinin belirtilmesi, buluşmanın gerçekçi ama ulaşılamaz havasını verir; karanlık, kan, ekşi şarap gibi imgeler ise içsel yaralanmayı, yalnızlığın vahşi sesini vurgular. Kesin bir isim ya da olay detayı yok, ama Attila İlhan’ın o dönemki hayatındaki çelişkiler –siyasi angajmanla kişisel tutkular arasındaki gerilim– şiirin damarlarında akar.
Şiir boyunca tekrarlanan “belki gelmem gelemem / 5 dakika bekle git” yalvarışı, aslında bir vazgeçiş çağrısıdır; sevgiliyi bekletmek değil, gitmeye zorlamaktır. “Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor / sana ait ne varsa hiçbiri benim değil” dizeleri, iki dünyanın asla birleşemeyeceğini acımasızca koyar ortaya. Bu uyumsuzluk, aşkı bir tehdit gibi gösterir; seven tarafın karanlığı, ötekinin ışığını söndürebilecek kadar ağırdır. Yalnızlık köpek gibi havlar, el kesik, kan tutar; bunlar bedensel acıya dönüşmüş duygusal yaralardır. Telefon, hüviyet sorgusu gibi detaylar, gecenin gizli buluşmalarını, kimliksizliği ve korkuyu çağrıştırır.
Edebiyatımızdaki önemi, Attila İlhan’ın aşkı romantik bir kaçış değil, sınıf ve dünya görüşü çatışmasıyla dolu bir gerçeklik olarak işlemesinde yatar. Şiir, imkânsızlığı sadece kader ya da tesadüf değil, derin bir uyumsuzluk olarak resmeder; bu yüzden teselli vermez, yüzleştirir. “Ölmek hakkımı kullanıyorum” gibi ifadeler, sevginin sınırında intihari bir ton taşır, ama aslında varoluşsal bir meydan okumadır. Türk şiirinde aşk genellikle ya idealize edilir ya da yalın bir özlemle anlatılır; Attila İlhan ise burada bireysel acıyı toplumsal yabancılaşmayla harmanlar, okuyanı kendi korkularıyla baş başa bırakır. Nakarat gibi dönen “5 dakika bekle git” cümlesi, yıllardır dilimize yerleşmiş; ayrılık anlarının en kısa, en keskin ifadesi olmuştur. Şiir, sevgilinin korkusunu kabul ederek özgürleştirir aslında; gitmeyi emrederken, kalan yalnızlığı sahiplenir. Bu çelişki, Attila İlhan’ın gücünü gösterir: aşkı hem yakar hem de soğuk bir gerçeklikle soğutur. Okunduğunda içindeki köpeği duyarsın, ama o köpek susmaz; sadece havlamaya devam eder, karanlıkta.