O Nazenin Güzellik…

Yazar Muhittin Çiftçi
Bir bahar sabahı,
Karataş kıyılarında, masmavi denize karşı
gülümsüyorsa bana,
ölmemeli insan sevinçten hemen oracıkta;
bir ömür saklamalı o anı
Ankara’nın ayazına karşı.
“Haydi gidelim,” demeli sonra,
“Ver elini…”
Gümüşlük senin olsun, Halikarnas benim.
Adalardan geçelim akşam vakti,
Kumburgaz’ın yorgun kıyılarında oturalım,
Marmara’yı dinleyelim uzun uzun,
Avşa’da bir balıkçı fenerine bırakalım hüznümüzü.
Sonra Adana’ya inelim;
portakal çiçeği kokusu sinsin saçlarına.
Seyhan boyunca yürürken
bir çocuğun gözlerindeki Türkiye büyüsün içimizde:
hem kederli,
hem dirençli,
hem güzel.
Karataş artık
en uçta bir şehir değildir;
senin omzuna yaslanan bir memleket gibidir.
Bir yanında İstanbul dursun —
ezanlarıyla, vapurlarıyla, martılarıyla.
Bir yanında Ankara —
bozkırın sabrı, devletin ağır kalbi.
Biz bu ülkeyi biraz da
sevdiğimiz insanların yüzünden sevmedik mi?
Sonra evlenmeli o nazenin güzellikle;
belki Turanköy’de, belki Karabiga’da…
Bir yanında Çanakkale’nin dinmeyen tarihi,
bir yanında Mudanya’nın zeytin kokusu.
Tam karşısına almalı İstanbul’u;
akşam olunca ışıklarıyla konuşan o eski şehri.
Onu dinlerken insan,
başka işi yoksa gözlerini kapatmalı.
Çünkü sevdiği yanındaysa
dünya biraz Türkçe olur,
biraz dua,
biraz türkü.
Ve insan anlar o vakit:
Müslüman bir Türk olmak
yalnızca bir kimlik değildir;
bir annenin ettiği dua,
bir bayram sabahı,
bir sancağın rüzgârda aldığı şekildir.
Ta Ankara’dan Türkistan’a kadar
aynı göğe bakar bazı insanlar.
Aynı ezan sızlatır içlerini,
aynı sevda büyütür yüreklerini.
Biz sevmeyi
yalnız bir kadının gözlerinde değil,
bir milletin hafızasında öğrendik.
Ve şimdi sen gülümsüyorsan bana
Karataş kıyısında bir bahar sabahı,
ben artık biliyorum:
Bu dünya hâlâ yaşanabilir bir yerdir.

Related posts

Acıya Bağlanma

6. İstanbul Dijital Sanat Festivali Başlıyor

Haziranda Tiyatro, Stand-Up ve Dans Bir Arada