Birbirine doyamayanları oynuyorduk hayat sahnesinde. “Konuş” diyorduk sanki birbirimize, “Yeter ki konuş. Ne konuştuğun önemli değil, duyayım sesini. Seni hissedeyim, varlığınla anlam bulayım.”
İşte böyle zamanlardı. Konuşuluyordu, neyin konuşulduğunun önemi olmaksızın sadece konuşuluyordu. Zira yemek tarifi okusa ayet kutsiyeti tınısı vuruyordu kulaklarıma. Sıradan şeylerini bile pamuklara sarıp kazıyordum zihnime. Sıradan hareketleri dahi bana peygamber kutsiyetinde yapılmış davranışlar gibi geliyordu. O yaptı diye sabah sekizde kalkıyordum, o yaptı diye her sabah üç farklı kedinin önüne mama koyuyordum. Bunu yapmak için iki saat erken uyanıyordum. Ve işin tuhafı bundan şikâyetçi değildim. Böyleydi işte.
“Ne yaptığımı?” diye sordu bana. Uzakta olmasından gocunduğunu hissettim. “Birazdan dışarıya çıkıp bir sigara yakarım.” demiştim. O da, nasıl derler? Ergen bir kızgın surat emojisiyle yanıtlamıştı beni.
“Sigara içmeni istemiyorum.”
“Neden?” diye sordum, şımartılmayı bekler gibi.
“Sana zarar veren şeyler bana da zarar veriyor. Sırf mazoşist olduğumdan mütevellit elimi sobaya değdirip sürekli yaksam, ‘Bu senin bileceğin bir şey,’ deyip beni bu kararımda özgür bırakır mıydın?”
“Hayır, tabii ki.”
“O zaman içmeyeceksin şu zıkkımı, anladın mı? İçmeyeceksin!”
6 ay sonra
“Müsait olmadığımı gördüğün hâlde neden yazmam için ısrar ettiğini anlayamıyorum bazen.”
“Ama güzellik, ben senin müsait olup olmadığını bilmiyorum ki. Sadece ‘Nasılsın?’ dedim sana.”
“Deme… Ben yazmadan yazma bana, boğuyorsun beni. Lütfen hep iyi olarak hatırlayayım seni.”
“Hatırlayayım yani? Unutmak gibi bir ihtimal de mi söz konusu?”
“Off, Ulaş, of… Beni hiç anlamıyorsun.”
“Bu arada ne diyeceğim sana?”
“Söyle, Ulaş.”
“Sigarayı bıraktım.”
“Ne güzel, senin adına sevindim.” ve ince bir tebessüm…
Senin adına mı? Takılmıştım ben oysa. Yani sigarayı bırakmamam onu ilgilendirmiyor muydu? Elimi sobaya dokunmaktan zevk alan ya da vücuduma jiletle bil-umum şekiller kazıyan biri olsam ‘kazımamamı’ söylemekle mi yetinecekti, yoksa jileti elimden alıp yaralarımı saracak mıydı? Bunu yaptığım için beni dövmeyecek miydi? Yoksa artık o-o, ben-ben mi olmuştuk bizden ayrılıp? Bunun olmaya başladığı belliydi. Son zamanlarda olduğu gibi işi çıktı ve gitti.
Telefonu kenara koydum. Raflara bakmaya koyuldum. Muhtemelen bir dal sigara bulabilirdim. Çok geçmeden buldum da. Sigarayı yakarken sigara için pakette yazan caydırıcı yazıları okudum yüksek sesle, birazcık kendi yorumumu katarak: