Uzun ince bir yolun yolcusu aciz bedenim. Zamanın akışında bir yolcu olmak elbet emek ister. Girdiğim yolun çatalları aklımı karıştırırken seçenekler ne kadar da çetrefilli. Yaşadığımız hayat yağan yağmurun dağlardan sürüklediği, parça parça kopardığı atıklar misali, eksilterek menzile doğru akıyor. Üstadın da dediği gibi ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor.
Yolcu yola revan olmuşsa yolun dikenine talip olmuş demektir. İki zaman arasına sıkışan yüreğim de bu yolun müdavimi. Birbirine giren düşüncelerimi sıraya koymak maksadım. Deneyimlerim bakış açımın mimarı. Zihinsel ritüellere takılı kalmanın aklın oyunu olduğu bilincine varmanın lezzetini yaşamak rahatlatır ruhu.
Yaşadığımız deneyimler, aldığımız eğitimler, edindiğimiz tecrübeler ruh dünyamıza açılan pencere oluverir. Varla yok arası yerle gök arası gibidir. Yaşadığımız sıkıntılar, aldığımız lezzetler, kaybettiğimiz anılar; hayat dağlarında açılan çukurlar, tüneller ve geçitler; şimşek gibi geçen zamanın ebedi hayata açılan kabir kapısına yolculuk olduğu bilinci yerleşir dimağıma. Sonsuz hayatımızın iskelesi hükmündeki kabir tünelinin giriş kapısı olan o çukura girmeyecek canlı var mı diyemiyorum.
Bulutların yeryüzüne inen saçlarından semaya tırmanmak ruhumdaki sis perdesini aralamak gibi. Başımı bu denli döndüren dünya hevesleri mi yoksa ebedi hayatın gizemi mi fark etmek akletmek işi. Gözlerimi kamaştıran bir ışık hüzmesine müptela gönlüm. Bedenimi doyuran nimetler ruhumu aç bıraktı. Ruhun gıdasız kalmasından bu yolların çetrefilli.
Geçici lezzetlerin ebedi lezzetlere terfisi gerek gönlümde. “Dün dünde kaldı, yarının garantisi yok, gün bugün anlayıp kıymetini bilene.” diyen Üstad Bediüzzaman’ın söylemindeki kasıt anın kıymetini bilmek ve en iyi şekilde değerlendirmek miydi? Yoksa bugünü, son gün bilmek mi? Uçup giden zaman telafisi olmayan en büyük kayıp.
Göğüs kafesinin içinde, yedi yirmi dört hiç durup dinlenmeden atan şu kalbin, anlık duruvermesi değil mi yiten hayatlar. Damağında hissettiğin o tat, işiten kulağın neyi duyduğundaki giz ve tabii ki ruhun dünyaya açılan penceresinden gördüğümüz hakikatler… Her biri kendimizi, dolayısıyla kâinat kitabını okuma zorunda olduğumuz gerçeğini kim yadsıyabilir ki.
Hâsılı yolcu yolunda gerek. İster eğri ister doğru. Seçim basit. Tercih sarih. Gerisi irade. Bütün mesele kendini doğru okumanda. Giriş belli, çıkış belli, yolcu sensen nihayet sende.