Yaptığımız en büyük hatalardan biri diğer insanların bizim düşündüğümüz gibi düşündüğünü varsaymaktır.
İnsan kendi zihnini evrenin merkezi sanmaya eğilimlidir. Dünyayı kendi penceresinden gördüğü gibi herkesin gördüğünü, hissettiği gibi hissettiklerini, düşündüğü gibi düşündüklerini varsayar. Ama gerçek, bundan çok uzaktır: Her insan kendi geçmişinin, kendi acılarının, kendi sevinçlerinin ve kendi öğrendiklerinin penceresinden bakar. İki göz aynı manzaraya baksa bile farklı renkler görür.
Birini kırdığında “Ben kötü bir niyetle yapmadım.” dersin. Oysa karşındaki niyetini değil, davranışını görür. Birine sustuğunda “Ben sadece düşünüyordum.” dersin. Oysa o, bu sessizliği ilgisizlik sayabilir. İşte bütün anlaşmazlıklar bu sessiz mesafeden doğar, senin düşündüğünle onun algıladığı arasındaki farktan.
Varsayım, ilişkilerin en sinsi düşmanıdır. Çünkü sen karşındakinin de tıpkı senin gibi düşündüğünü sanırsın. “Ben böyle yapmazdım, o da yapmaz” dersin. “Ben bunu söylediğimde o da aynı şekilde anlar.” diye beklersin. Ama işler öyle yürümez. Çünkü onun zihni, senin zihninle aynı kodlarla çalışmaz.
Bu yüzden hayal kırıklığı yaşarsın. “Nasıl böyle yaptı, anlamıyorum.” dersin. Çünkü onu kendin gibi sanmışsındır. Oysa anlamanın yolu, kendin gibi varsaymak değil; gerçekten dinlemek, gerçekten görmek, gerçekten empati kurmaktır.
Hayattaki en büyük özgürlüklerden biri, herkesin senin gibi düşünmediğini kabul etmektir. Bu kabul, seni hem kırılmaktan hem de kırmaktan kurtarır. Çünkü karşındaki senden farklı düşündüğünde bunu kişisel bir ihanet olarak değil, onun gerçeği olarak görürsün.
İnsanların kendi düşündüğü gibi düşünmediğini fark etmek, aynı zamanda kendi sınırlarını da görmektir. Senin doğruların başkası için yanlış olabilir, senin kolay gördüğün başkası için zor olabilir. Bunu kabul ettiğinde hayat daha yumuşak akar. Çünkü herkesten kendin olmasını beklemezsin.
En sağlıklı ilişkiler varsayımdan değil, açıklıktan doğar. Bir şey düşündüğünde söylemek, bir şey hissettiğinde paylaşmak, bir şey anlamadığında sormak… İşte bu, zihinler arasındaki sessiz mesafeyi kapatır.
Ve unutma: Her insanın zihni, kendine ait bir evrendir. Sen o evreni asla bütünüyle göremezsin. Ancak önyargılarını bırakıp merakla yaklaşırsan o evrenden bir ışık alırsın.