Gönlüm Razı
Yazar Ümmügülsüm Hasyıldırım
Yolcu yolda gerekti. Yol yolcuya gebeydi. Firak vuslata gebeydi. Yüreğimde kelebekler uçuşuyor, umutla heyecan, saatin akreple yelkovanı gibi birbirini takip ediyordu.
Hasretin koru yaktı kavurdu. Her zerremi bir yere savurdu. Derken olmazlar oldu, hayaller gerçekleşti. Gün doğdu, vuslat vuku buldu. Günlerce süren hazırlık bitti, yolcu yola koyuldu. Heyecan dorukta saniyeler yorgundu. An dondu, zaman durdu.
Her an bir aksilik çıkacak korkusu, uçağa bindiğimde nihayet buldu. Umudun gölgesi yüzüme vurdu. Uçağın kanadı gözüme perde, yollar gökyüzüne kuruldu. Zaman seli gökyüzünde hızla akıyordu. Aldığım nefes göğüs kafesime vuruyordu. Bulutları yararak ukbada ilerleyen hasret yolcuları âna meydan okudu. Zaman doldu, hoparlörden geldi iniş anonsu.
Titreyen bacaklarım, koltuğa sabitlenmiş gibi kımıldayamayan bedenim ağırdı. “Hadi iniyoruz” sözü kulaklarımın misafiriydi. Göğsümü patlatan heyecan doruktaydı. Birbirine dolanan ayaklarımla yürüdüm çıkışa doğru. Hava limanında bir dal kırmızı gülle, iki gözümün nuru bekliyordu. Yılları silmek istercesine öpüp koklamak, sarılmak hasreti yıkıyordu. Özlemin koruyla yanan yüreğimin yangınını, gözümden yağmur gibi inen yaşlar söndürmeye yetmiyordu.
Canımın canı temsildi az sonraki buluşmaya. Kısacık yollar uzadıkça uzadı, sanki uzandı maveraya. Nihayet bulunca yollar, sardı her yanımı hayal mi gerçek mi ayırt edemediğim kokular. Evlat kokusu oldu cennet kokusu. Cennetimin dünyaya sızan büyüsü.
Mutluluk davul çaldı. Melekler şahitti. Gördüklerim rüyaydı. Yüreğim şaşkındı. Hakikat perdesi mi açıldı, gördüklerim halüsinasyon mu anlayamadım. Mecalim kalmamıştı daha fazla beklemeye. Sarıldıkça büyüyen hasret yetmedi gönlümdeki yangını söndürmeye. Boyları uzundu boyumdan. Önceden ben eğilirdim onlara, şimdi onlar eğilir olmuş bana. Her gün ekranlarda görmek yetmiyormuş insana. Sarılmak, koklamak, öpmek bambaşka bir tatmış anlayana.
İlk günün kucaklaşması, yeter mi onca hasrete. İki yatak birleşti, olduk kucak kucağa. Sabahlar olmasın, gece bitmesin dualarıyla. Kalbimin çarpması bitmedi gece boyu. Daha ilk geceden sardı ayrılığın korkusu. Her saniye olsun dedim, asra bedel. Nolur geçmesin “Ya Rabb!” günler. Bereketini artır anımın, dinsin artık yüreğimdeki yangınlar.
Yazık ki gün rüzgâr gibi esti, geçti. Vuslat firaka terfi etti. Göğsüme sıkışan duygular, gırtlağıma oldu düğüm. Kalan ömrümden aldı ömrüm. Kısır bir döngüydü buluşmamız. Ne buluştuk ne kavuştuk, sönmedi gönlümdeki ateşim.
Dedim, buna da şükür, “Ya Rabb! Vuslatı nolur şu garibe tekrarlat.” Umut olsun damağımda bu tat. Senden gelene amenna ve saddakna. Var her şerrin ardından bir hayır mutlaka! Gönlüm razı senden gelene, biliyorum sen zayi etmezsin sana güvenene.