Bir Hükümdarın Sessiz İntikam Planı

Aşk ve İntikam

Gece yarısı sarayın taş avlusunda rüzgâr usul usul eser, gölgeler duvarlara saklanırdı. Hükümdar Alâeddin, taht odasının penceresinden yıldızlara bakarken hiç kimsenin bilmediği bir plan kuruyordu. Görünürde sakin, zarif bir liderdi o; kahkahası saray koridorlarına neşe saçar, gözlerinde sıcak bir ifade taşıyordu. Fakat iç dünyasında, ona ihanet edenlere karşı sessiz bir intikam ateşi yanıyordu. Kimse bu ateşin varlığından haberdar değildi — ne saray vezirleri, ne de dost sandığı kişiler…

Alâeddin’in planı çiçek açan bir bahçenin narinliğinde saklıydı. Her akşam, sarayın en kuytu köşesinde aldığı minik notlarla bu planı bir araya getiriyordu. İntikam için kılıç çekmeye hiç niyeti yoktu; çünkü o, zekâsını ve sabrını bir silah gibi kullanmayı seçmişti. İlk hamle, kralın en güvendiği vezirlerinden biri olan Vâsıf’a özel bir davetiyeyi postalamaktı: “Ay Işığı Balosu’nda sizi bekliyorum.” Vâsıf’ın dudaklarında kurnaz bir gülümseme belirdi, ancak bu davet aslında bir tuzaktı. Kim bilir, belki de Vâsıf kralın gözünde kazandığı itibarı biraz fazla ciddiye almıştı.

Balonun gecesi geldiğinde saray, binbir renkli fenerlerle ışıldıyordu. Vâsıf, en şık kaftanını giymiş, kendinden emin adımlarla salona girdi. Fakat gözünden kaçan bir şey vardı: Sarayın piyanisti, vezirin geçmişte yaptığı küçük ama affedilmez haksızlıkları hikâyeleştiren bir melodi çalmaya başlamıştı. Her nota, vezirin zihninde eski pişmanlıkları uyandırıyor, yüzünü hafif bir utançla kızartıyordu. Alâeddin, uzaktan bu melodiyi dinlerken dudaklarında sessiz bir tebessüm beliriyordu. Planın ilk küçük dişlisi başarıyla işlemişti bile.

İkinci adım da bir o kadar inceydi. Sarayın bahçesine gizlenmiş bir labirent inşa etmişti Hükümdar. Kim girse yolunu kolayca bulamayacak; kendi içindeki korkularıyla yüzleşmeye zorlanacaktı. Bu labirenti tamamlayan, yalnızca dürüstlük ve özür dileme cesareti gösterenlerdi. Alâeddin biliyordu ki gerçek intikam, karşı tarafı yok etmek değil, onun içindeki aynayı temizlemekti. Labirentin girişine asılı küçük bir levhada şöyle yazıyordu: “Kendini tanıyan, karanlıktan korkmaz.”

Gün doğarken saray bahçesi huzurla çiçek açıyordu. Vâsıf, labirentten çıkmış, alnında terle birlikte hafif bir anlayış ışığı taşıyordu. Diğer saray ileri gelenleri, bu tuhaf ama etkileyici oyun sayesinde kendi hatalarına eğilmiş, içsel keşiflere adım atmıştı. Alâeddin’in sessiz intikam planı, kırgınlıkları iyileştiren bir sanat eserine dönüşmüştü. Ve kim bilir? Belki de saraydaki bu küçük dönüşüm, uzun yıllar boyunca dilden dile anlatılacak tatlı bir efsaneye dönüşecekti…

Related posts

İçimdeki Ses…

Aynadaki Yabancı ve Sessiz Vedalar 1. Bölüm

Çeşme Çıkarması