Julius Caesar

Özdemir Nutku’nun Dram Sanatı Teknikleriyle William Shakespeare’in ‘Julius Caesar’ Adlı Oyunu

Kahin, Caesar’a ayın on beşine dikkat etmesini söylemiştir. Bunun üzerine karısı Calpurnia ona dışarıya çıkmaması gerektiği konusunda uyarır. Onu bekleyen suikasttan haberi olmayan Caesar, onu öldürecek dostlarıyla beraber senatoya gelir. Orada, başta Cassius ve Brutus başta olmak üzere bıçaklanır. Bunun üzerine meşhur lafını “Sen de mi Brutus? Öyleyse yıkıl Caesar!”(s.55) sözlerini dile getirerek can verir.

Halk, başta bu suikasta karşı çıkar. Brutus’un sözlerine duydukları güvenden ötürü onlara hak vermeye başlarlar. Ancak fikirleri uzun sürmez ve Caesar’ın dostu Antonius halka yaptığı konuşmalarla ve Caesar’ın halkın çıkarına hazırladığı vasiyetini okumasıyla halk suikastçılara karşı cephe alır.

Böylece galeyana gelmiş halk her tarafta Brutus ve Cassius’u aramaya başlar. Olanları duyan ikili, şehri terk eder.

Başa geçen üç senatör Marcus Antonius, Octavius Caesar ve Aemilius  Lepidus intikam almak için Brutus ve Cassius’un peşinden giderek savaşı başlatırlar. Yenileceklerini anlayan Cassius, Caesar’ı öldürdüğü kılıçla kendini öldürtür. Brutus ise savaştan önce iki kez Caesar’ın hayaletini gördüğünde öleceğini anlayıp hizmetlisine kılıcını tutturarak üstüne atlar ve intihar eder. Böylece Caesar’ın intikamı alınmış olur.

Özdemir Nutku’nun Dram sanatı ve Julius Caesar

Özdemir Nutku’nun dram sanatını incelerken ele aldığı bazı ölçütler vardır. Bunlardan önemli olanları biçimdir. Ona göre konu ve biçim arasında bir bağ vardır.

“Dram Sanatı açısından yapılacak önemli bir inceleme de biçim açısından olur; böyle bir incelemede tiyatro oyununun yapısal nitelikler üzerinde durmak gerekir. Tiyatronun en önemli öğelerinden biri olan metin, tiyatronun törensel danslardan çıkıp bir öz kazanmasını simgelediği gibi, bir gösterinin biçimini de belirler.” (Nutku, 162)

Özdemir Nutku’nun önemsediği bir diğer ölçüt olay dizisidir. Var olan konu olay dizisi ile uzatılır. Aristo’ya göre olay dizisinin başı, ortası ve sonu olur. Yani yazar kendi istekleri doğrultusunda oyunu uzatır, kısaltır ve düzenler. Olay dizisini meydana getiren belirli başlıklar şunlardır;

Serim: Oyunun anlaşılması ve kavranması için olaylardan önce verilen bilgiler dizisi. Okuyucunun oyunun dünyasına çabuk girmesi, karakterleri ve olayları kavrayabilmesi açısından önemli bir noktadır. Serim, oyunun yalnızca başında yer almaz gereken yerlerde kullanılır. Nutku bu konuda şöyle söylemiştir; “Hatta serimi oyunun ilk bölümü, yani başlangıcı olarak kabul edenler vardır. Gerçi serim olay dizisinin bir öğesi olarak, aksiyonun bir bölümüdür; ama ayrı duran bir bölümü değil, baştan oyunun sonuna kadar sürüp giden bir bölümdür.” (Nutku, 171)   

Oyunun birinci perdesi ve ilk kısmı serimden oluşur. Buna örnek;

Marullus: “Zalim çocukları Roma’nın, Pompeius’u hiç tanımadınız, görmediniz mi siz? Siz değil miydiniz surlara, mazgallara üşüşen, kulelere, damlara, bacalara tırmanan…” (s.5)

Burada Roma halkı için nankör göndermesi yapılarak onların her şeye hemen kandığını vurgulamış böylece ileride Caesar’a önce düşman sonra dost olacaklarının yerini yapmış ve okuyucuyu buna hazırlamıştır. Buna bir diğer örnek şöyledir;

Cassius:

“Brutus, bu son günlerde bakıyorum da sana gözlerinde eski tatlılığı, dostluğu göremiyorum…

Bir hayli soğuk, tuhaf davranıyorsun seni seven dostuna.”

Brutus:

“Eğer yüzüm daha asık göründüyse sana, bu değişiklik yalnız kendi içimle ilgilidir. Birkaç zamandır birbiriyle çatışan duygular, düşünceler içindeyim…” (s.8) Böylece Brutus, suikast planları içinde olduğunu ve bu planların onu boğduğunu okuyucuya hissettirerek ileride gelişecek çatışmalara zemin hazırlar.

Çatışma: Oyunun en aksiyonlu kısmıdır. Bütün hazırlıklar bu bölüm için yapılmış ve artık aksiyona geçilmiştir. Doğacak sonuçların sebepleri bu bölümde gelişir. Özdemir Nutku çatışmayı üç türde incelemiştir. Bunlardan ilki dural çatışmadır.

Dural çatışma: Sonu hiçbir yola çıkmayan ve oyuna herhangi bir artı ya da eksisi olmayan çatışma biçimidir. Ufak sürtüşmelerle atlatılır ve asıl olay kaldığı yerden devam eder. Dural çatışmaya oyunda en iyi Brutus ile Cassius’un tartışması örnek verilebilir. Brutus’un vergi toplarken Cassius’un tanıdığına denk gelmesi ve onu bilmesine rağmen es geçmemesi Cassius’un canını sıkar.

Cassius:

“Beni dost saymadığını şununla belli ettin:

Sardislilerden rüşvet alıyor diye

Lucius Pella ‘yi lekeleyip vurdun yere.

Oysa tanıdığım olduğunu yazmış,

Onu korumanı istemiştim senden:

Kulak asmadın mektuplarıma.”

Brutus:

“Böyle bir zamanda hiç de doğru değildi.” (s84)

Daha sonra olayın söner ve olay akışına kalındığı yerden devam edilir.

Cassius:

“Canım kardeşim, kötü başlamıştı bu gece.

Bir daha öyle ayrılmasın yüreklerimiz!

Aman bırakma, ayrılmasın!

Brutus:

Düzeldi her şey, merak etme.”(s. 96)

Atlamalı Çatışma: Bu çatışma türü söz konusu olayın hemen çözüme ulaştığı bir türdür. Ortadaki olayın sonucu ne kadar zor gözükse de olay örgüsü bozulmadan bir şeyler oluverir ve olumlu ya da olumsuz bir sonuca varılır. Nutku: “Bu tür çatışma aksiyonu hızla ilerletebildiği gibi, eğer doğru kullanılmazsa gerekli olan mantıksal diziyi de bozar.”

(Nutku, 173) olarak bahseder.

Basamaklı Çatışma: Bu çatışma türünde oyunun tüm safhaları inandırıcı ve mantıksal ilerlemenin bir sonucudur. Karakterler ise yaptıklarına gebe kalırlar. Böylece ilmek ilmek işlenir sonuç. Nutku’nun yorumu şöyledir: “Bu çatışma düzeniyle kurulmuş olan çatışmada kişiler isteklerinde ısrarcı ve bir düşünce ya da duygu üzerinde direnen karakterlerdir.” (Nutku, 174)

Bu çatışma türüne oyundan şu diyalog örnek verilir:

Cassio:

“Almış altına ufacık dünyamızı.

Bizse minnacık yaratıklar gibi Koskoca bacakları arasında dolaşıp

Bakınıyoruz ürkek ürkek,

Şerefsiz bir kubur arayarak kendimize.

Gün gelir, insan kaderini avucuna alabilir:

Birer uşak gibi yaşıyorsak, sevgili Brutus, Kabahat yıldızlarımızda değil, kendimizde.

Brutus ve Caesar: Ne var sanki bu Caesar’ da?

Neden onun adı daha çok duyulsun seninkinden?

Bu iki adı yazsınlar yan yana:

Seninki de güzel görünür onunki kadar.

Söylesinler, seninki de ağza hoş geliyor

Tartsınlar, seninki de ağır onunki kadar ayaklanmaya çağırın halkı,

Brutus adı da coşturur ruhları

Caesar’ın ki kadar” (s. 12-13)

Böylece Cassio kendinin ve Brutus’un sonunu hazırlamaya başlar.

Düğüm

Düğüm, serim bölümünde tanıtılan kişiler ve olaylar arasında çatışmanın açıkça ortaya çıktığı, olayların yön kazandığı bölümdür. Nutku’ya göre “Olay dizisinin gelişimi sırasında birtakım duygusal odak noktaları ortaya çıkar, biz bu noktalara düğüm noktaları diyoruz. Düğümler çoğu kez çıkarların, duyguların birbiriyle çarpıştığı bir durumdur ve içinde bulunduğu duruma karşı da bir tepkidir. En küçük düğüm noktasından bile ilginin ayakla tutulması, merakın çoğalması ve oyun kişilerinin duyup da seyirciye aktardıkları duygusal gerilim sağlanır.

Düğüm öğesi, çatışmalardan, çevrilen dolaplardan, birtakım gizlerden elde edilebildiği gibi, kişilerin karakter özellikleriyle de yaratılabilir. Konunun gerektirdiği durumlar zaten düğümlerin neler olacağını gösterir.

Doruk Noktası

Çözüm kısmından önce gerçekleşir. Tüm olayların sonuca varmadan önceki, tansiyonun yüksek gerilimin bol olduğu kısımdır. Bu kısım karakterlerin kaderini değiştirir. “Bir oyunun doruk noktası ya çatışmaların bulunduğu orta bölümün sonlarına doğru ya da çözüm dediğimiz son bölümde bulunur. Burası olay dizisindeki düğümler serisinin en üst noktasıdır. Burası bir değişim ya da heyecanın doruğa ulaştığı nokta olabilir.” (Nutku, 178)

“Eski dostluğumuz adına, yalvarırım sana, Tut kılıcını, atlayın üstüne.

Boru sesleri

Voluminous:

“Bir dosttan istenecek şey değil bu.”

Clıtus:

“Kaçın, kaçın efendimiz, durulmaz artık burada.”

Brutus:

“Sana uğurlar olsun, Voluminous, Dardanius sizlere de.

Strato, sen hep uyudun bu arada.

Sana da uğurlar olsun.

Kardeşler, ne mutlu bana ki bütün ömrümce

Dostlarım hep gerçek dost çıktı benim.

Her şeyi yitirdiğim bugün kazanacağım şerefi

Octavius la Antonius kazanamayacaklar

Bu aşağılık zaferleriyle.

Haydi, size uğurlar olsun, gidin;

Brutus söyledi bitirdi sayılır artık

Hayatının hikâyesini.

Karanlıklar iniyor gözlerime,

Bunca didinmeden sonra bu ana kavuşmak için, Dinlenmeye can atıyor kemiklerim.”

Boru sesleri. Dışardan, “Kaçın! Kaçın!” bağrışmalar.

Clıtus:

“Kaçalım Brutus, kaçalım!”

Brutus:

“Yürüyün! Geliyorum ardınızdan.

Clitus, Dardanius, Volumnius sıkarlar.

Strato, ne olur, sen kal efendinle.

Güvenilir bir arkadaşsın sen.

Şeref payı da az değildir hayatının.

Tut şu kılıcımı, yüzünü arkaya çevir,

Ben atlarken üstüne. Tutar mısın Strato?”

Strato:

“Önce ver elini. Uğurlar olsun, yiğit Brutus.”

Brutus:

“Uğurlar olsun, canım Strato.

Caesar, artık rahat uyu: Seni öldürürken

Bunun yarısı kadar bile istekli değildi Brutus.”

Ölür. Boru sesleri. Zafer bağrışmaları. Antonius, Octavius, Messala, Lucilius ve askerler girer.” (s. 116-117)

Bu kısımda Brutus’un artık hayatının ve amaçlarının sonuna gelmiş olması belirgindir. Bütün hikâye boyunca hırslı ve azimli bir adam olan Brutus, sonunda hayatının son demlerini yaşadığının farkına varır ve intihar eder.

Çözüm

Oyunun final kısmı yer alır. Serim, düğüm ve doruk noktası kısımları bir sonuca bağlanmış ve hikâye sonlanmıştır. Okuyucunun aklında soru işaretleri kalmayacak şekilde bir son yazılır. “Çözümde oyunun son sözleri de büyük önem taşır. Birçok oyunun son sözleri yüzünden perde kapanırken etkilerini yitirdiği izlenir. Perde kapanırken oyun kişilerine söyletilen sözler çok iyi seçilmiş olmalıdır” (Nutku, 180)

 “Antonius:

“En soylu Romalı Brutus’tu aralarında.

Bütün arkadaşlar arasında yalnız o

Kin duygusuyla yapmadı Caesar’a yaptığını.

Yalnız o, çıkarını düşünmeden, temiz yürekle,

Halkın yararı için katıldı aralarına.

Mertçe yaşadı Brutus, ve öyle değerler bir araya gelmişti ki onda, Yaradılış Kalkıp ayağa diyebilir bütün dünyaya:

İşte bu, bir insandı.”

Octavius:

“Değerince saygı gösterelim ona,

Ölüm töreni şanına yaraşır olsun.

Bu gece çadırımda yatsın ölüsü

Bir askerin şeref örtülerine bürünerek.

Şimdi çağırın orduyu çadırlara, dinlenmeye;

Biz de gidelim bu mutlu günün şanlarını bölüşmeye.”

Hepsi çıkar. (s. 118)

Kişileştirme

Özdemir Nutku’ya göre kişileştirme, dramatik bir yapı içinde insan tiplerinin olaylar ve eylemler aracılığıyla somutlaştırılmasıdır. Yani tiyatro, insanı sadece “anlatmaz” eylemleriyle sahne üzerinde yeniden kurar. Edebiyat kişileştirirken seçer, ayıklar. Kahramanın tip ve karakter özellikleri göstermesini sağlar. Kişileştirme ikiye ayrılır: Tip ve karakter.

1) Tip

Bilinen kavramlara göre davranan kişilerdir. Hiç değişmezler. Eserin başında neyse odurlar. Nasıl davranacakları net olduğunda insana güven verir. Bu da beynin ödül merkezini çalıştırır.

Tipler siyah ve beyaz gibidirler, sığ ve derin değiller. Genel değil özellerdir. Misal işlenen suçun sebebi bilinmiyorsa tip ama sebebini anlayabiliyorsak karakterdir.

Oyundaki tipler: Cinna(şair), Kâhin, Varro vs.

2) Karakter

Genel değil özeldir. Kişinin psikolojik durumları bilinir. Yazar karakterde daha açıklayıcıdır. Karakterin olumlu ve olumsuz yönlerini, neyi neden yaptığı, bunalımları, ruh halleri ve planları bilinir.

Oyundaki karakterler: Julius Caesar, Brutus, Cassius, Antonius, Lepidus vs.

Related posts

Kurgulanmış Hayat

Yalnızlığın Bedeli 1. Bölüm

Güneş Ve Ay 2. Bölüm