“Pamuk ipliğine bağlı olduğunu hissettiğin an bırak gitsin. En başta seni böyle hissettiren bir şeye tutunmamalısın.”
Hayat, tutunmakla bırakmak arasında bir yolculuktur. İnsan bazen bir ilişkiye bazen bir hayale, bazen bir işe sımsıkı tutunur. Tutunmak iyidir; çünkü azim, sabır ve emek ister. Ama tutunduğun şey seni her an bırakacakmış gibi hissettiriyorsa işte orada bir sorun vardır. Çünkü sağlam olan güven verir pamuk ipliği gibi olan ise sadece korku.
Pamuk ipliği… İnce, zayıf, en ufak bir çekişte kopacak gibi duran bir bağ. Eğer bir ilişki sana böyle hissettiriyorsa aslında çoktan kopmuştur. Eğer bir iş, bir dostluk, bir hayal sana güvenden çok kaygı veriyorsa onu sürdürmenin bir anlamı kalmamıştır.
Hayat zaten yeterince kırılgandır. Senin sığınacağın bağlar güç olmalı, güven vermeli. Eğer tutunduğun şey sana her an kaybolacakmış gibi hissettiriyorsa, sen orada yaşamıyorsun sadece bekliyorsun.
Pamuk ipliğine bağlı bir şey insana sürekli kaybetme korkusu yaşatır. Bu korku bütün enerjini tüketir. Çünkü sürekli tetikte yaşarsın: “Ya biterse, ya giderse, ya koparsa…” Bu kaygı, seni mutlu etmez. Tam tersine seni her gün biraz daha yıpratır.
Oysa gerçek bağ güven verir. Bir dostluğu düşündüğünde içini huzur kaplıyorsa işte o sağlamdır. Bir sevgiyi düşündüğünde kalbin rahatlıyorsa işte o sağlıklıdır. Ama hep diken üstündeysen o bağ seni yaşatmaz seni öldürür.
Peki insan neden böyle pamuk ipliğine bağlı şeylere tutunur?
– Yalnız kalmaktan korktuğu için.
– Emek verdiğini bırakmak istemediği için.
– “Ya düzelirse” umuduna kapıldığı için.
– “Boşuna mı yaşadım” diye düşündüğü için.
Ama şunu bilmek gerekir: Bazen bırakmak kaybetmek değil kurtulmaktır. Pamuk ipliğine bağlı şeyi bırakmazsan o zaten seni bir gün bırakacaktır. Hem de en zayıf anında en çok ihtiyacın olduğunda.
Hayatta sağlam bağlar da vardır. Bunlar kök gibidir. Ne rüzgâr söker ne fırtına. Onlar güven verir, güç katar, huzur sağlar. İşte senin tutunman gereken böyle bağlardır. Sağlam dostluklar, gerçek sevgiler, hakikate dayalı hayaller… Bunlara tutunursan güçlenirsin. Çünkü onlar seni taşır. Ama pamuk ipliğine bağlı şeyler seni taşımak yerine yük olur.
Bazen bırakmak en büyük cesarettir. Çünkü insan kolay kolay bırakmaz. Ama bıraktığında hafiflersin, özgürleşirsin. Ve görürsün ki aslında kaybettiğin değil kurtulduğundur. Çünkü seni her an koparacak bir bağ bağ değil, esarettir. Pamuk ipliğine bağlı olduğunu hissettiğin an bırak gitsin. Çünkü seni sağlam hissettirmeyen şey zaten senin değildir. En başta seni böyle hissettiren bir şeye tutunma.
Unutma: Gerçek bağ korku değil; güven verir.