Bir balığın rüyasından uyandım bu sabah. Deniz göz bebeklerimde. Gökyüzü buluta hazırlanıyor; yağmur yağdı, yağacak, fırtınaya çeyrek kala. Bir balığın rüyasından uyandık bu sabah.
İçten içe bir kopuş bu! En’lerden, sevilmelerden, sevmelerden kopuş. Bitmeyen bir seremoniyi fark edip Bu kadar, bu yeter demektir bu. İçten içe, hiçten hiçe bir
Artık kalmadı eski tadım, Her şeyden bir o kadar uzağım. Kapalı kapılar ardında, Her şeyden bir o kadar uzağım… Çocukluğumu özlüyorum, Karın yağışını, Soğukta üşürken
İyilik hamurumuzda, gizli bir maya gibi, Fısıldar sessizce, kalpte saklı rüya gibi. Ne zaman uzanırsak bir ele, bir dosta, Gül açar gönlümüzde, bahar taşır sokağa.
Uzaklaştıkça biz özden Nesil gitmez oldu izden Her şeyi çaldılar bizden İşçi hakkı yenilmesin Kolay mıdır alın teri? Soyulur sırt, elde deri Hak yiyenin
Artık tat vermiyorsa bulunduğun tüm yerler Gece gündüz seni bulur çeşit çeşit kederler Tası tarağı toplayıp gitmek gerekir bazen Bazen de seni bekliyordur yükseleceğin yerler.
Küller içinde saklı bir sır gibi, Yanıp da sönmeyen bir kalp taşırsın. Gökyüzü bile eğilir kanadına, Sen her düşüşte yeniden doğarsın. Ateş senin dilin, rüzgâr
Geceden yalnızım Buruk bir yanım… Güneşin doğuşunu bekliyorum, Penceremin ardında İnsanlarda bir telaş ve koşuşturma Her zamanki tren garında Ve artık saat yakın… Biliyorum
23 Nisan çocuklara armağan edildi, Tüm Türkiye’de şenlikler oldu, şiirler okundu. Bütün sınıflarda coşku oluştu. Evlerin balkonlarından bayraklar sarkıyordu. Bütün çocuklar Atatürk’e teşekkür ediyordu. İnsanların