"Yaradılış gayemiz nedir?" sorusu takılır bazen aklıma. Yiyip içmek, gezip tozmak için olmasa gerek bunca nizam ve intizam. Asırlardır bir doluyor bir boşalıyor kâinat. İlk insandan itibaren
Gül, insanoğlunun yüzyıllardır peşinden koştuğu güzelliğin en zarif hâllerinden biridir. Ona “çiçeklerin sultanı” denmesi boşuna değildir; hem görünüşü hem kokusu hem de insanda bıraktığı iz,
Siz benzersiz öykülerin baş kahramanları, akılda kalmak bütün çabanız. Bir farklı olma tutkusu, bir kusursuzluk illeti, çoktan çoğu istemeler, eksik aramalar, beğenmemeler... Kusuruma bakmazsanız ayıp
Yazar Murat Yılmaz Gökyüzü, o gün alışılmadık bir sessizliğe bürünmüştü. Rüzgâr bile bulutların arasında usulca dolaşırken sanki nefesini tutuyor, olacakları merak ediyordu. Bulutlar ağırdı; grinin
Bir varmış, bir yokmuş… Uçsuz bucaksız ormanların kalbinde, sabah ışıklarının incecik tüller gibi süzüldüğü, kuşların ezgilerle yeni günü karşıladığı gizemli bir vadi varmış. Bu vadinin
Ayrılık…İnsanın içinden, ne zaman başladığını ya da ne zaman biteceğini tam olarak bilemediği, sesi dışarıdan duyulmayan ama içeride bütün duvarlara çarpa çarpa büyüyen o tuhaf
Sabahın erken saatlerinde hava, sanki geceyle gündüz arasında sıkışmış gri bir gölge gibiydi. Rüzgâr, boş sokaklarda savrulan yaprakları oradan oraya sürüklüyor, kasvetli bir sessizlik mahalleyi
Günümüzün hızla akıp giden dünyasında, çoğu zaman bedenimizi ve ruhumuzu geride bırakarak koşturuyoruz. Oysa bazen yavaşlamak, nefes almak ve kendimize dönmek için tek ihtiyacımız olan
Kudüs… Binlerce yıldır hem cennet vaadiyle hem savaş ateşiyle anılan şehir. Üç büyük dinin –Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ın– buluştuğu tek nokta. Burada, taşların bile tarih