"Yönetmenliğini Tolga Oskar’ın üstlendiği ‘Nilgün’ belgeseli tamamlandı. Çekimleri İstanbul ve Bodrum’da yapılan belgeselde, birçok şair, Nilgün Marmara’ya dair anılarını ve görüşlerini paylaştı."
Sevgili evlatlarım, Bu nasihatleri size yazmak için kalem ve kâğıt satın almadım, merak etmeyin. Bugün bankada paracıklarımı vadeli hesaba yatırmak için sıra beklerken, Müdür Bey'den
"Heyecanla Türkiye'deki eşyalarımın gelişini bekliyordum. Bilmiyordum aslında tüm eşyalarım gelse de beni sever diye annemin aldığı kahvenin ya da bir haylayfın, gözyaşlarıma hakim olamamama sebep
Belki de yaşlı bir kadın çok inanmasa da o anda içine gelen istekle sırf espri olsun, birazda muziplik olsun diye boynundaki tülbenti çıkarıp dilek ağacının
Soğuk esen rüzgâr yüzüne vurduğunda, serinliği iliklerine kadar hissetti. Şehir sonbaharı yaşadığı için sahil boyu her zamankinden daha tenhaydı, şansına. Buradan kaç kere geçmişti ama
Nesiller ve çağlar boyu yeryüzünün şekilleri, geçim kaynakları, iletişim tarzları, sistemleri hep değişip durmuş ama içinde karıncalar misali dolaşıp duran insanın arayışı hep aynı kalmış.
"Serin bir sabah esintisiyle uyanmıştı Süleyman Dede. Yetmiş sekiz yaşına merdiven dayamıştı ama hâlâ her sabah saat yedide kalkar, çayını koyar, üstüne karısı Nazife’yi uyandırır,
"Tarih boyunca insanlık, kendini ifade etmenin ve duygularını yansıtmanın birçok yolunu keşfetmiştir. Bu yolların en zarif ve en anlamlılarından biri de o semboldür."
"Ben Marie Antoinette. Kutsal Roma İmparatoru I. Franz ve Maria Theresia'nın on beşinci çocuğuyum. Çok sıkı ahlak kurallarıyla büyütüldüm. Avusturya-Fransa müttefikliğinin uzun ömürlü olması adına