Kemanın Ritüeli
Yazar Yasemin Göktuğ
Keman, dağın kalbine oyulmuş tapınakta saklanırdı. Ona Telos derlerdi çünkü her ses bir sona değil, bir kökene varırdı. Rivayete göre keman, tanrıların insanlara bıraktığı son araçtı, konuşamayanların duası, ölülerin geçiş anahtarı.
Kemanı her isteyen çalamazdı. Onu ancak “Eşik Bekçisi” soyundan gelenler tutabilirdi. Bu soy, sözle değil kanla tanınırdı. Elleri titrer ama korkudan değil, hatırlamaktan.
Dolunay gecesi geldiğinde tapınağın taşları soğur, rüzgâr susardı. Ritüel başlardı. Ateş yakılmazdı; çünkü ateş tanrıları çağırır, keman ise unutulmuş olanları. Yere çizilen daire, yaşamla ölüm arasındaki ince yarıktı. Dairenin ortasına keman konur, yay yere bırakılmazdı; yere düşen yay, ruhu parçalar derlerdi.
Ben, o gece ilk kez dairenin içine girdim.
Ustam, yani babam, kemanı bana uzattığında gözleri kapalıydı. “Dinlemeden çalma,” dedi. “Keman, senden önce konuşur.” O an tapınağın içinden bir inilti yükseldi; taşların arasında hapsolmuş bin yıllık bir yankı gibi.
Yayı tellere değdirdiğimde yer yarıldı sanmıştım. Ses, göğe değil, toprağın altına aktı. Her tel, başka bir varlığı çağırdı:
Birinci tel, adını unutmuş tanrıları.
İkinci tel, kurban edilen çocukları.
Üçüncü tel, yarım bırakılmış duaları.
Dördüncü tel ise beni.
Çaldıkça bedenim ağırlaştı. Mitlerde anlatıldığı gibi, keman çalan artık insan sayılmazdı; o, bir kapı olurdu. Sesim yok oldu, ama sesler bana doldu. Atalarımın çığlıkları, tanrıların suskunluğu, dünyanın ilk gecesi…
Babamın neden erken öldüğünü o an anladım. Keman, her ritüelde bir bedel isterdi. Kim çalarsa, biraz eksilirdi. Ama eksilen şey yaşam değil, unutmaktı. İnsan, her çaldığında dünyayı ilk günkü gibi hatırlardı. Ve bu yük, çoğunu öldürürdü.
Son notayı çektiğimde tapınak sessizliğe gömüldü. Daire silindi. Tanrılar geri çekildi. Ama ben eskisi gibi değildim. Ellerimde hâlâ kemanın sıcaklığı vardı; sanki kan dolaşımı yerine ses akıyordu.
Ustam bana bakmadı. Çünkü artık bakılacak biri değildim. Ben, ritüelin kendisi olmuştum.
Şimdi her dolunayda, keman beni çağırır. Çalmamak mümkün değildir. Çünkü mitler şunu söyler:
Tanrılar unutulduğunda dünya susar.
Keman sustuğunda ise dünya çöker.
Ve ben, dünyanın susmaması için çalarım.
Editör: Fatma Karataş