Kendi Hayatının Cumhuriyetini Kurmak


Psikolojik açıdan bağımsızlık, başkaldırı değil; kendine ait olabilmektir. Kendi kararlarının sorumluluğunu alabilmek, kendi değerlerini seçebilmek, gerektiğinde “hayır” diyebilmektir. Bu da içsel bir olgunluk ister. Çünkü özgürlük, aynı zamanda belirsizlikle ve sorumlulukla da birlikte gelir.


Birçok insan için içsel özgürlük, dışsal olandan çok daha zor kazanılır. Kimi zaman “onaylanma isteği”, “reddedilme korkusu” ya da “yanlış yapma kaygısı” bu özgürlüğün önünde görünmez zincirler örer. Bazen başkalarının bizi nasıl gördüğünü düzeltmeye çalışırken, kendi iç sesimizi kaybederiz. Ama o sesi yeniden bulmak, kendine ait olma çabasını göstermekle mümkündür. Böylece içsel özgürlüğün ilk adımı atılır; kişi, kendi sesine kulak verdikçe kendine yeniden yaklaşır.


Yani kendi hayatının Cumhuriyetini kurmak, kendi sınırlarını tanıyıp kendine sahip çıkmak anlamına gelir. Başkalarının değerlerine saygı duyarak ama kendi değerlerini de koruyarak yaşamak…
Belki de bu hafta, Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarken, kendimize şu soruyu da sorabiliriz:
“Ben kendi hayatımın Cumhuriyetini ne kadar kurabildim?”
Belki hâlâ başkalarının kurallarına göre yaşıyor, kendi sesini bastırıyor, kendi kararlarını erteliyor olabilirsin. Ama her fark ediş, bir özgürlük adımıdır.


Anahtar kelimeler:
Cumhuriyet Bayramı, psikolojik bağımsızlık, kendi hayatının cumhuriyeti, içsel özgürlük, özgürlük ve sorumluluk, farkındalık, psikolojik iyi oluş

Related posts

Sessizliğin Geometrisi

İnsan Unutandır

Hiç