Kozmik Dolmuş Günlükleri 2

Kozmik Dolmuş Günlükleri 2

Bike S.Demirkız


Üç kadın, bir bebek, bir zürafa ve kısırlar, sarmalar, börekler…
Uzay fiziği bile bu denklemi çözemezdi.
“Şu camı aç da hava girsin,” dedi Bahar oflayarak.
“Uzayda cam açılmaz Bahar,” dedim ve anında yaptığım gaftan pişman oldum.
Ayten Anne fırsatı gole çevirdi. “Kızım ben sana ‘bu çocukla evlenme demedim mi’ Oğlum ne uzayı ayol, aç şu camları, boğulacağız burada?”
Perihan da asist etti zarif bir çalımla. “Geçen yaz Yalova’da klimayı açamadığı için hepimiz koku zehirlenmesi geçirdiydik. Neymiş, araba yokuşta çekmiyormuş; bu da onun gibi uzayda cam açılmazmış!”
Benim annem önden arkaya seslendi. “Bakın, çocuk da terledi; rüzgâr sırtına vurmasın. Yavrum, sırtına bez mi koysak?” diye sırtımı sıvazlıyor.
Tam o sırada sessizliğin içinden gelen dramatik bir “Prrrrt!” sesi duyuldu.
Üç kadın birden bana döndü.
“Ben değildim!” dedim savunmaya geçerek.
Annem hemen “Benim oğlum öyle ulu orta pırtlatmaz. Sizin torun yapmıştır işte!”
“Elifnaz mı yaptı?!” dedi Ayten Hanım. “Bebekten çıkar mı bu koku ayol! El kadar şey, mis kokulu evladım, anneannesinin gülü o? Bu kesin senin koca oğlandır.”
Perihan da ekledi. “Yok yok, bu damattan çıktı kesin. Belli ki bu sefer kararlı bizi zehirleyecek!”
Camları açamıyorum, enerji kalkanları ve ışınlayıcı sistemler bir haftadır arızalı, sanayiden Scotty Gaffar Usta yapayım dediydi ama maaşa kadar bekle dedim, hay demez olaydım. Koku, uzay dolmuşunun içinden çıkmıyor, kalabalık atmosferde katil uzay bulutu gibi dönüp dolaşıyor.
Elifnaz ise halinden gayet memnun. Pelüş zürafanın kulaklarını çiğniyor.
“Ne güzel fikirmiş bu?” diye söylendi annem. “Evde kutlasaydık ya Baharcım. El kadar çocuk, ne anlar dışarda doğum gününden, hem de boşa masraf, evi geçindireceğim diye gecelere kadar mesaiye kalıyor evladım?”
“Senin evde yapsaydık,” dedi Ayten Anne, “O çiçek desenli koltuk takımına bir meyve suyu damlasaydı da görseydik.”
Annem “Ah ah! Ben de çok isterdim ama bizim ev uzakta, o kadar kişi köprüyü geçemez şimdi. Evlenirken yavrumu benden uzak tutmak için kıta değiştirttiniz, iç güveysi yaptınız evladımı. Yoksa ben torunuma en kralından parti yapardım. Küçükken oğluşuma ne partiler yapmıştım, bütün mahalle davetliydi. Şimdi 3-5 kişi için hamburgerci de parti yapılıyor.
Bahar bana arkadan seslendi. “Aşkım, Pelit’e uğrayacağız. Pastayı unutma.”
“Başka yerden alsak?”
“Olmaz. Sevimler de oradan yapmıştı, rezil mi olalım?”
Komutanın emri üzerine, yeni rotayı Yeliz’e yükleyip dolmuşun yönünü sağa doğru yönlendirerek Hisarüstü’nden aşağı süzüldüm. Etiler yönüne gidiyoruz. Pelit’e demirledik. Bahar ve tayfası içeri koştular. Ben annem ve Elifnaz arabada bekliyoruz. On dakika, yirmi dakika, kırk beş…
“Bir saat oldu!” diye bağırdım içeri girince. Bahar “Vardığımızda hazır değildi, yapmalarını bekledik ama çok güzel oldu bak diye kutuyu burnuma dayadı. Nasıl yani ben bu fiyata üç katlı düğün pastası alacağız sanmıştım, bu pastayı 6 kişi anca yer.
Perihan Teyze elinde minyatür bir şeker paketiyle döndü. “O kadar geldik, boş mu dönecektik?” dedi ona da bir mesai parası ödedik tabi.
Annem camdan başını çıkarıp bize seslendi. “Benim sırtım tutuldu, evladım hadi, pastanenin tapusunu üzerinize geçiriyorsunuz herhalde, yiye yiye bitiremediler evladımın parasını!” diye söylendi.
Bahar bana döndü, fısıltıyla “Bu araç, bir aile kabristanına dönüşmek üzere aşkım.”
Pelit’ten çıkıyoruz ama rota bir tuhaf. Etiler’e değil, başka bir gezegene gidiyoruz sanki. Yol bilgisayarım (Yeliz) yine kontrolden çıktı. Aynı sokaklarda dolandırıp duruyor.
“Rota yeniden oluşturuluyor… Güzergâh dışına sapıldı… Bu kadınların frekansı sinyal bozuyor…”
Kafamdan “Hadi oğlum. Sakin. Sen bir kaptansın. Kozmik dolmuş sürüyorsun. Tüm yıldız sistemlerini aştın. Etiler ne ki?” diye geçiriyorum.
“Ben buraları bilmem, ah güzelim Kadıköy!” dedi annem.
Ayten Hanım çat diye lafa girdi: “Sen ne bilirsin zaten! Düğünde de yanlış kuaföre gitmiştin.”
“Oğluma bir de ben yük olmayayım dedim. O gün bir gelin vardı, 25 kişilik kuaför parası ödedi oğlum. Ne yaptınız tüm mahalleye hayır fönü mü çektirttiniz, hazır damadı yakalamışken yıllık bakım mı yaptırttınız, hiç anlamadım vallahi.”
Elifnaz, ortamın gerildiğini fark edip duruma el attı, güzelce bir gazladı ortamı ve görevini yapmış olmanın rahatlığıyla hemen uykuya daldı. Camlar hâlâ açılmıyor. Neyse ki en azından savaş yolunda adım adım ilerleyen bu sohbet sona erdi.
Yarım saat sonra aradığımız gezegene ulaştık. O anda zaman büküldü. Mekân kaydı. Tabelada “Berker King – Betelgeuse Şubesi” yazıyor. Neyse kimseye çaktırmadan hemen toparladım.
Burger King tabelası göründüğünde herkes bir “Oh” dedi.
Saç baş dağılmış, makyajlar akmış, pasta kutusu yan yatmış. Elifnaz uyandırıldığı için mutsuz, böğüre böğüre ağlıyor.
Koşar adım içeri daldık. Ama bir gariplik vardı. Tanıdık yüzler arıyoruz ama ortada dev bir “Mutlu Yıllar Arelcan!” pankartı. Masalarda başka çocuklar, başka aileler. Bir robot palyaço etrafta balon şişiriyor.
Bahar, “Geç mi kaldık?” dedi görevliye “Evet, sizin rezervasyon 14:00-16.00 arasındaydı, siz gelmeyince davetliler gitti; şimdi 16:00-18.00 partisi başladı.
Ayten Hanım “Damat, bari şuradan bir çay al da azıcık kendimize gelelim.” diyerek köşede bulduğu ilk masaya çöktü.
Annem çantasını açtı, içinden kolonya çıkardı. “Ay fena oluyorum, açlıktan tansiyonum düştü. Oğlum şuradan bir hamburger, patates al da kendimize gelelim.” dedi.
Perihan Teyze, elindeki kısır ve sarmaları masanın üzerine açmış ufaktan götürüyor, bir yandan da gözü çocuğun pastasında. “Bari pastayı kesip yiyelim, ziyan olmasın”.
Bahar “Ah Sevim’in diline düştük şimdi. Kim bilir neler anlatacak millete. Sen de bir yolu bulamadın, o Yeliz’e bu kadar yüz verirsen olacağı budur. Pastanın fotoğrafını çekip Instagram’a koyayım bari. Elifnaz, ağlama kızım, bak şimdi pastayla fotoğraf çekeceğiz, hadi muma püf de, tak şu külahı da kafana, gül be çocuğum; senin için o kadar şey yapıyoruz, bari bir gülümse.”
Dünürler şimdi karşılıklı oturmuş kısırı kaşıklıyorlar, birbirlerine sarma yediriyorlar. Perihan Teyze kafayı pastaya gömmüş. Elifnaz diğer doğum gününe katılmış, kendi dünyasında. Bahar Instagram’a fotoğraf yüklüyor, büyük günümüzün mutluluk resimlerini paylaşıyor.
Bense düşünüyorum…
Hangi galakside olursam olayım…
Bebek kokusu, sarmanın o dayanılmaz lezzeti, pastanın erimiş kreması ve kadınların tartışması varsa…
İşte orası evimdir.
Tam o sırada yine bir “Prrrrrt!” sesi geliyor galaksinin derinlerden.
Bu sefer kimse şüphe etmiyor. Çünkü herkes biliyor…

Bu sefer bendim…

Related posts

Görsel NFT’ler Sanatın Değerini yükseltti mi?

Bezirgânbaşı Oyunu

Nisan 2026’da Öne Çıkan Konserler