Kurtuluş Savaşı’nın Görünmez Kahramanları ve Engelleri: Cemiyetler
Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Anadolu toprakları işgal edilmeye başlayınca halkın tepkisi gecikmedi. Merkezi bir ordu henüz kurulmamışken insanlar kendi bölgelerini korumak için çeşitli gruplar oluşturdular. Tarih derslerinde sıkça karşımıza çıkan bu grupları; vatanı kurtarmaya çalışanlar ve işgalcilere hizmet edenler olarak ikiye ayırıyoruz. Milli Mücadele’nin kaderini belirleyen bu cemiyetleri yakından tanımak, bağımsızlık yolunda verilen mücadeleyi anlamamızı sağlar.
Zararlı Cemiyetler: Birliği Bozan Gruplar
Zararlı cemiyetleri kendi içinde iki kategoriye ayırıyoruz: Azınlıkların kurduğu cemiyetler ve Milli varlığa düşman cemiyetler. Rumlar ve Ermeniler tarafından kurulan Mavri Mira, Etniki Eterya ve Pontus Rum gibi gruplar, İtilaf Devletleri’nden destek alarak Anadolu’da bağımsız devletler kurmayı hayal ediyorlardı.
Diğer tarafta ise bizzat Türkler tarafından kurulan ama kurtuluşu İngiliz mandasında veya Amerikan himayesinde gören cemiyetler vardı. İngiliz Muhipleri Cemiyeti veya Wilson Prensipleri Cemiyeti gibi gruplar, bağımsızlığa inanmadıkları için Milli Mücadele hareketine zorluk çıkardılar. Bu gruplar halkın direniş azmini kırmaya çalışarak işgalleri kolaylaştırdı.
Milli Cemiyetler: Vatan Savunması İçin El Ele
Milli (Yararlı) cemiyetler, tamamen bölgesel kurtuluş amacıyla kurulan vatansever gruplardır. Trakya Paşaeli, İzmir Müdafaa-i Hukuk ve Kilikyalılar gibi cemiyetler, kendi bölgelerindeki işgallere karşı direniş başlattılar. Bu cemiyetlerin en önemli özelliği, hiçbir yerden talimat almadan, tamamen halkın kendi imkanlarıyla ortaya çıkmasıdır.
Başlangıçta her biri kendi bölgesini kurtarmayı hedeflese de, Sivas Kongresi’nde bu durum değişti. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde tüm bu dağınık güçler “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleşti. Bu birleşme, mücadelenin tek bir merkezden yönetilmesini sağlayarak başarıyı getirdi.
Cemiyetlerin Milli Mücadele’deki Rolü
Bu cemiyetler sadece cephede savaşmadı; aynı zamanda mitingler düzenleyerek halkı bilinçlendirdiler, basın ve yayın yoluyla dünyaya haklılığımızı duyurdular. Eğer bu yerel direnişler olmasaydı, düzenli ordunun kurulması için gereken zaman ve moral asla kazanılamazdı. Milli cemiyetler, Türk milletinin esareti asla kabul etmeyeceğinin en büyük kanıtıdır.
Yararlanabileceğiniz Bazı Kaynaklar:
-
Hamza Eroğlu – Türk İnkılâp Tarihi.
-
Ergün Aybars – Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I.
-
Zeki Sarıhan – Kurtuluş Savaşı Günlüğü.