Divan edebiyatının sadece aşk ve şarap mazmunlarından ibaret olmadığını, şiirin aynı zamanda bir düşünce ve öğüt kürsüsü olabileceğini kanıtlayan en büyük isim kuşkusuz üstadımızdır. 17. yüzyılın o karmaşık ve değişim rüzgârlarının estiği döneminde Şanlıurfa’dan İstanbul’a uzanan bir hayat süren Nabi, edebiyat tarihimizde “Hikemî Tarz”ın (Düşünceye dayalı şiir) kurucusu ve en güçlü temsilcisi olarak kabul edilir. O, kelimeleri bir süs unsuru olmaktan çıkarıp, toplumu ve bireyi doğruya yönlendiren birer meşale gibi kullanır.
Şiirle Kurulan Bilgelik Köprüsü
Nabi’nin şiir dünyasında duygu, mantığın ve tecrübenin gerisinde durur. Döneminin toplumsal bozulmalarına, siyasi istikrarsızlıklara ve ahlaki yozlaşmaya tanıklık eden şair; lirik bir heyecandan ziyade, ağırbaşlı bir hikmet sunar. Onun en meşhur beyitlerinden biri olan şu dizeler, dünyevi hırsların anlamsızlığ