Saatler Dile Gelse

Zeynep AYDIN
Dalından düşen yaprağın çürümeye başlaması gibiyim
Sellere kapılan mutluluğuma el uzatırcasına
Göğün karanlığının yuttuğu cılız bir ışıkcasına
Devlermiş hüznümün yanında cüce kalmışçasına

 

Giden unutmaya meyilliyken
Yüreğimi hoplatan sızısıyla bende ki hazan mevsimi niye
Saatler dile gelse yelkovanını un ufak eder
Yıllar çekinir, saçlarımın her telindeki ızdırabımdan

 

Sevmemiş olmayı dilemek
Yakınımdan uzağıma geçerken
Dört duvarımda, yokluğunun gölgesi fırça dokunuşunu hissettirir,
Tükenmişlik başını uzatırken ruhuma usulca

 

Kaybetmedim aslında
Dilimde yuvarlanan vuslatın fısıldayışını
Gecenin dizleri dibinde hasretimi avutmamı
Gözlerimdeki çaresizliğin esaretinden kaçışımı
Avuçlarımdan akan aşk’ın boynunda ayrılığı kutsayışımı

Related posts

Görünmez Bağların Derinliği

Çömlekçilik: Toprağın Sanata Dönüştüğü Yolculuk

Novelization