Tarihin Tozlu Sayfalarındaki Kayboluşlar
Selçuklu komutanları koca imparatorluklar yıktı, ordular yönetti, destanlar yazdı. Ama bazıları öyle bir gitti ki mezarları bile bulunamıyor. Neden mi merak uyandırıyor bu hikâyeler? Çünkü içinde ihanet var, suikast var, intikam var, hatta lanet gibi dolaşan efsaneler var. Gelin, tarih kitaplarının satır aralarına sıkışmış, kimsenin yüksek sesle anlatmadığı o karanlık finalleri birlikte açalım.
Alparslan’ın Hançeri ve Affetmenin Bedeli
1072 yılı. Maveraünnehir’de bir kale kuşatması. Alparslan, kale komutanı Yusuf el-Harezmî’yi esir alır. Adam yalvarır, “Beni bağışla sultanım” der. Alparslan merhamet eder, zincirlerini çözdürür. Ama Yusuf serbest kalır kalmaz gizli hançerini saplar. Alparslan dört gün sonra ölür. “Keşke affetmeseydim” dediği rivayet edilir. Koca Malazgirt fatihi, kendi merhametinin kurbanı olur. Düşünün, bir anlık yumuşaklık koca bir imparatorluğun kaderini değiştirir.
Haşhaşilerin Bıçakları Altında Kaybolan Emirler
Selçuklu saraylarında herkes tetikteydi. Çünkü bir Haşhaşi her an ortaya çıkabilirdi. Beyaz kıyafetli, gözü kara fedailer sultanın, vezirin, komutanın yanına kadar sokulup bıçak saplayıverirdi. Birçoğu adını bile bırakmadan gitti. Kiminin cesedi bulundu, kiminin bulunmadı. “Acaba hâlâ bir dağın kovuğunda mı yatıyor?” diye sorarlar bazı emirlerden. Çünkü Haşhaşiler öldürdükten sonra cesedi bile yok eder, iz bırakmazdı. Korku imparatorluğu böyle kurulurdu.
Sencer’in Çöldeki Esareti ve Sessiz Vedası
Büyük Sultan Sencer, yaşlılık yıllarında Oğuz isyanıyla karşılaştı. Belagazan Savaşı’nı kaybetti, esir düştü. Koca sultan bir çadıra zincirlendi. Üç yıl boyunca kendi tebaasının tutsağı olarak yaşadı. Sonra bir gece sessizce öldü. Bazıları zehirlendi der, bazıları utançtan kalbi durdu der. Mezarı bile uzun yıllar kayıptı. İmparatorluğun en güçlü adamı, en aciz şekilde gitti. Bu hikâye hâlâ anlatılır: “Güçlüysen bile bir gün zincire vurulabilirsin.”
Çaka Bey’in Denizdeki Laneti
İzmir’in fatihi, ilk Türk donanmasının kurucusu Çaka Bey. Bizans’ı titretti, Anadolu Selçuklu sultanı I. Kılıç Arslan’ın kayınbabası oldu. Ama bir ziyafette ansızın öldü. Kimisi “Sultan zehirletti” der, kimisi “Bizans casusu vurdu” der. Cesedi denize atıldı mı, yoksa gizli bir yere mi gömüldü? Hâlâ bilinmez. Denizci komutan, sanki dalgalarla birlikte kayboldu. Efsaneye göre bazı geceler İzmir körfezinde beyaz sakallı bir denizci görülür…
Son Söz Yerine
Bu komutanlar gitti ama hikâyeleri bitmedi. Her biri bir soru işareti bıraktı arkasında. Kim ihanet etti, kim lanetledi, kim sır oldu? Tarih bazen cevap vermez, sadece fısıldar. Sen de bir gün eski bir kalenin duvarında “Ya acaba?” diye durursan, bilin ki bir Selçuklu komutanının ruhu sana göz kırpıyordur.